« Önceki | Sonraki »

2/1/2009

Şifa hakkında...

Şifa hakkında biraz konuşmak istiyorum. Eğer şifaya ihtiyacı olan birisi iseniz, öncelikle iyileşeceğinize inanmalı ve bunun hakkında olumsuz bir düşünce içinde olmamalısınız. Olumsuz var sayımlarda bulunmamalısınız. Kısaca şifanın gerçekleşmesini engelleyecek, bloke edecek tutum ve davranışta bulunmamalısınız. Şifanın gelip sizi iyi ettiğini ve iyileştiğinizi düşlerseniz, sonra gerçekten sağlığınız düzelmiş gibi bir duygu içine girerseniz, kendi kendinize şifa vermiş, ya da en azından iyileşme süresini hızlandırmış olursunuz.

Eğer dua yoluyla şifa bulmak isterseniz, istek değil, şükür duası etmelisiniz.

Aslında en iyi şifacı hastanın kendisi olabilir. Bunun için kendi içine yönelip, iyileşmeye niyet etmeli ve iyileşmiş gibi şükür duası etmelidir. Ve iyileşeceğine gönülden inanmalıdır.

unutmayın püf noktası daima olumlu düşünmektir.

Şifaya muhtaç kişi bir yakınınız ise ve kendi kararını veremez durumda ise o kisiye, onu sevenler el ele tutuşup iyileştiğini düşlemeli. Eğer bilinç altı bu enerjiyi kabul ederse hasta olan kisi düzelmeye başlar. Önemli olan niyet ve olumlu düşünmedir.

Eğer şifa için yardım istiyor ama buna inanmıyorsanız, şifa enerjisi auranızdan geri yansır.

İnsanların ihtiyacı oldukları tek şey kendileridir.

Kendi güçlerinin farkına varmaları için biraz yönlendirilmeye ihtiyaçları olabilir. Bu nokta da bizim yapacağımız şey bilgimizi paylaşmaktır.

Her insan bir öğrencidir Eğer kişi, sorularına dışardan bir cevap bulamazsa, cevapları kendi içinde aramaya başlar ve kim olduğunu keşfetmeye...  Bu yüzden en iyi bilge, bildiklerini kendine saklayandır.

Tüm cevaplar, tüm şifalar içtedir bu yüzden insanlar kendi içlerine yönlenmelidirler. Bizim bu konu da yapmamız gereken hiç bir şey yapmamaktır.

Ayrıca insanın başına ne gelirse gelsin, bunun sorumlusu kendisidir. İnsan istemediği ya da düşünmediği şeyi kendisine çekmez, çekemez. Bunu idrak ettiğinizde tüm ölümler birer intiardır. Tesadüf yoktur, eş zamanlılık vardır.

İnsan her şey olma potansiyeline sahiptir. Yeter ki, kendisini keşfetsin.

Sözün kısası, insan hasta olmuşsa bunun sebebi kendisidir, sakatlanmışsa ya da ölmüşse bunun sebebi yine kendisidir. Ancak bu düşünce kalıpları bilinç altı sayesinde kisinin gerçekliğinde vuku bulur. Kisinin yapması gereken bilinç altını pozitif düşüncelerle bombardıman etmek, dışardan gelen negatif telkinlere karşı sagır olmak ve kendini nasıl bir hal icinde olmayı istiyosa o şekilde düşlemek.

Bedeninizi dinleyin ona kulak verin. Yeni doğmuş bir bebek gibi ilgi ve sevgi gösterin. O zaman ışıl ışıl parlıyacaktır.

Unutmayın sınırları siz koyarsınız, Tanrı gözlemler.

Kendisinde hastalığı yaratan kişi, bunu yapanın kendisi olduğunun bilincine varırsa, süreci tersine de çevirebilir.

Bayramda ailemin yanına gittim. Eve vardığımda annemin 1 haftadır bel ağrısı çektiğini öğrendim. Ama öyle böyle değil. Canının yandığı yüzünden okunuyor. 6 aydır görüşemiyorduk. Buna rağmen yerinden kalkamadı. Yanına gidip, anne bunu sen istemişsin o yüzden başına gelmiş dedim. Tabi karşılığında öyle şey mi olur oğlum saçmalama dedi, ben niye böyle bir şey isteyeyim dedi. Kendince de haklıydı. Ben annemi iyileştirmek için hiç bir şey yapmadım. Ne dua ettim ne de enerji gönderdim. Yanına her gittiğimde bunun sorumlusu sensin dedim. Kızmaktan vaz geçti ve düşünmeye başladı. Ziyaretimin 3. Gününde beni yanına çağırdı. Ve bana: "oğlum benim ablam yıllarca bel ağrısı çekti, acaba nasıl bir duygu ki demiştim içimden, ondan mı ben de bel ağrısı çekmeye başladım?"
dedi.

Ertesi gün olduğunda bel ağrısından eser yoktu. Onu iyileştiren bunun bilincine varmak oldu. Eğer ben ona şifa verseydim, sadece o an iyi hissetmesine yardımcı olacaktım. Annem geçen 4 yıl boyunca da bir daha bel ağrısı çekmedi.

Saygılar
Kahin

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır