Dinlerin Ortaya Çıkış Süreçlerinin Öyküsü
Ataerkil dönemlerde erkek barışçıl değildi. Dişi üzerinde hakim ve sahiplenme duygusuyla hareket ediyordu. Nitekim; ilkel döneme ait, iskeletler üzerinde inceleme yapan bilim adamları, özellikle kafatası kemiği sonucu ölen insanlarda kadınların sayıca erkeklerden neredeyse iki kat fazla oluşunu, erkeğin kadına o dönemde de vahşet uyguladığının göstergesi sayıyorlar. O dönemlerde; tapılacak varlık erkekle temsil ediliyorsa da, insanın doğadaki yaratılış ve canlılığı, tek tek sorgulamak yerine, bir bütün olarak görüp, yaratıcının erkek gibi bir şey olduğunun sonucuna varılmasındandır. Yaratıcıya benzetebilecekleri şey ancak; bir erkek olabilirdi.
Antropologların araştırmalarına göre, kadının üretkenliğine dayanan sosyal oluşumlarda, örneğin; yaşanılan bölge av hayvanı bakımından müsait değilse, orada yaşam toplayıcılığa dayanıyorsa, erkekler kadınlara daha eşitlikçi yaklaşıyorlar. Oysa bir toplumda, avcılık gibi erkeğin ön plana çıkmasına etken olan; bir doğal ortamda yaşama durumu söz konusu oluyorsa, o toplumda erkekler, kendileriyle övünüp kadını aşağılıyorlar. Günümüzde erkeğin tek başına evinin geçimini temin etmekte zorlanması, kadının çalışmasını zorunlu hale getirdikçe, erkekler kadına daha fazla değer veriyorlar. Bunun tersi bir durum olduğunda kadın aşağılanıyor.
Arabistanda, Muhammet’in yaşadığı toplum, son derece saldırgandır. Orada hayat neredeyse tamamen, hayvancılık ve avcılık üzerine kurulu ve çok çetindir. Öldürmek ve şiddet doğal bir olgudur. Erkeğin gücü ön plandadır ve böyle bir erkek, barışcıl bir tanrıyı, öldürme diyen bir tanrıyı kabul edemez. Kadın aşağılanmaktadır ve kadını erkekle eşit sayacak tanrıyı da kabul etmeleri mümkün değildir. Bu sebeple onlar; bencilliklerini, saldırganlıklarını, açgözlülüklerini, öldürme arzularını kabul eden, onlara hak veren bir tanrıyı, tanrıyı kabul ederler.
Kadın savaşı ve düzensizliği reddeder. Çünkü; onun doğmuş ve doğacak çocuklarını koruma kaygısı vardır. O, iyi ve kötü kurabildiği düzeni, daha iyiye götürmek ister, fakat kötü sonuçlara yol açabilecek kaos ve kargaşayı reddeder. Çünkü; her durumda, bu karmaşa onun çocuklarını tehlikeye sokabilir. Bu sebeple erkeklerin tesiri altında kalmayan, sağlıklı düşünen bir kadın; savaşın şiddetin yanında yer almaz. Kadını şiddete yönelten, erkeğin şiddet eğilimidir. Erkek egemen toplumda, kadınlarda sağlıklı düşünemez. Çünkü; yoğun şeklide erkeğin etkisi ve baskısı altındadır. Herhangi bir erkek yakınından baskı görmüyor olsa dahi; kadın, sosyal toplumun genel yapısından, şiddet eğiliminden etkilenir ve bunları yansıtır. Diğer yandan bu eğilim erkeklerde daha güçlü halde, potansiyel olarak vardır.
Toplum, erkeğin doğasındaki bencilliği, saldırgan ve bağımsız yaşama etkisini; erkeğe kendi çocuklarının ve karısının sorumluluğunu yükleyerek terbiye etmeye zorlar. Erkek egemen toplumun erkeği, hoşlanmasa da bunu kabullenmek zorundadır. Hem şikayet eder hem kabullenir. Fakat bu isteksiz kabullenişin faturasını kadına ve hatta çocuklarına çıkarır. Başına sarılan bu sorumluluk ağır geldikçe, karakter olarak toplumda baskın olamayan ve zaten paylaşmayı sevmeyen erkek, yaşadığı bunalımı ve topluma olan öfkesini ailesine yöneltir.
Şiddet şiddeti, şiddet karmaşayı, karmaşa toplumsal şaşkınlığı, toplumsal şaşkınlık, bireysel ve toplumsal sapkınlığı doğurur. Sapkınlık, toplumsal bunalımın ve artık ipin ucu kaçtığı için neyin ne olduğu anlaşılamayan, sorununu nasıl çözebileceğini bilemeyen, çok sayıda bireylerden oluşan toplumun, dengeye gelme çabası içinde tuttuğu yoldur. Tabii ki sonucu hüsrandır. Ardı ardına gelen, dibe kadar vuracak bir arayış-hayal kırıklığı döngüsü: İçe kapanma; kendini sorgulama, kendini aşağılama; zıtlaşma, tartışma; reddetme, tartışma; reddetme, tartışma; yanlışı fark eder gibi olma, tartışma; kısmen kabulleniş, tartışma; biraz daha kabulleniş, tartışma; kabulleniş, kabulleniş; çözüm arayışı, çözüm arayışı; deneme, deneme; tekrar muhakeme, yeni çözüm arayışları; deneme, deneme; düşünme, netleşen çözüm; rahatlama…
İnsan için daha kısa sürede gerçekleşebilecek bu olay; toplum için o kadar iç içe, o kadar komplex ve çok değişkenli bir denklemdir ki; ilerleme çok yavaş, belirsiz ve insanı isyan ettirecek derecede sinir bozucudur.Bu isyan; şiddet içerikli toplumsal patlamalar şeklinde yaşanır çoğu zaman. En sonunda biri gelir vurur yumruğunu masaya. Ardına dönüp baktığında; peşinden gelenlerin ne kadar kalabalık olduğuna, anlasalarda anlamasalarda peşine düştüklerine kendiside şaşırır.
Evet; bir şeyler değişecektir, yeni bir şeyler olacaktır. Fakat; kurtarıcısının peşine düşenlerin çoğu, onu anladıkları için değil; onun şahsına inandıkları için, içinde bulundukları düzenden bıktıkları için, sorumlu gördüklerine yettiniz artık (!) demek istedikleri için düşerler. Ona inandıkları fakat; onu anlamadıkları için, daha onun sağlığında başlarlar ülküsünü kurt gibi kemirmeye, kendi çıkarlarına uydurmaya. Ölünce de tamamlarlar işlerini! Fakat onlar her şeyi; onun ülküsüne göre yaptıklarından da emindirler!!!
Gün gelir birileri çıkar, bu işte bir yanlışlık var demeye başlar fakat; işin içinden çıkamazlar.
Yine aynı döngü başlar.
Döngüyü kırmanın çözüm yolu, tek tek bireyler olarak bilinçlenmekten geçiyor. Bu zamanla topluma doğru bir akış oluşturacaktır. Daha kolay ve gürültüsüz, patırtısız bir geçiş süreci…
Saygılar
Kahin1980
Konu: merhaba
tesadüfen karşılaştım bu siteyle.
makro felsefe yazıp arattım ve direk senin sayfan çıktı. yazılarının hepsini okumadım henüz ama bilinç düzeyin beni oldukça etkiledi diyebilirim.
sana birşey sormak istiyorum. "bilgi kitabı" nı duydun mu ya da okudun mu?
cevabın için şimdiden teşekkür ederim.
Bağlantı »
Konu: oku
W. DURANT (çağdaş Amerikalı yazar, Medeniyetler Tarihi)
İslam, Arap dünyasında kadının değerini yükseltti.Müslüman kadının konumu avrupa memleketlerindeki kadınınkinden önemli bir konuda farklılık göstermekte MARSILE POIZER[Çağdaş Fransız düşünür, İslam'ın İnsanîliği)
Avrupalı Hıristiyanlara kadına saygı göstermeyi öğreten, İspanya yoluyla Müslümanlardır.Kur'an'a göre,kadın,erkekle aynı cevherde yaratılmıştır. (Kitap-ı Mukaddes'in Tekvin Bölümü'nün ileri sürdüğü gibi)kadının,erkeği asli günaha sevk ettiğini söyleyemez.Kur'an'ın ve Hz.Muhammet'in öğretileri,kadın haklarını bıkmaz usanmaz savunucuları olduklarını ispat etmişlerdir.
ydi. Ebediyat ve bilimde çok sayıda müslüman kadın yetiştirmişti.
Bağlantı »
Konu: YAZACAK YER KALMADI YOKSA KİTAP YAZARDIM SANA
yavrum madem bi görüş ifade edicen bişiler yazıcan biraz araştır öle yaz,sırf yazmak için yazma.hz.muhammed s.a.v diyorki;''erkeklerin kadınlar üzerinde hakları olduğu gibi kadınlarında erkekler üzerinde hakları vardır'',''kadınların haklarını yerine getirme konusunda Allahtan korkunuz zira siz onları Allahın bir emaneti olarak aldınız'',''müminlerin iman bakımından en olgunu ve en hayırlısı hanımlarına karşı en hayırlı olanıdır''bunlar hadisler den sadece birkaçı.İSLAM KADINI BAYAĞILAŞMAKTAN KURTARIR ONU SEX OBJESİ OLMAKTAN ÇIKARIR ULAŞILAMAYACAK ULVİ YÜKSEK Bİ RÜTBEYE ULAŞTIRIR.AL BAK NELER DİYO BATILILAR; MARSILE POIZER[Çağdaş Fransız düşünür, İslam'ın İnsanîliği)
Avrupalı Hıristiyanlara kadına saygı göstermeyi öğreten, İspanya yoluyla Müslümanlardır.Kur'an'a göre,kadın,erkekle aynı cevherde yaratılmıştır. (Kitap-ı Mukaddes'in Tekvin Bölümü'nün ileri sürdüğü gibi)kadının,erkeği asli günaha sevk ettiğini söyleyemez.Kur'an'ın ve Hz.Muhammet'in öğretileri,kadın haklarını bıkmaz usanmaz savunucuları olduklarını ispat etmişlerdir.
W. DURANT (çağdaş Amerikalı yazar, Medeniyetler Tarihi)
İslam, Arap dünyasında kadının değerini yükseltti.Müslüman kadının konumu avrupa memleketlerindeki kadınınkinden önemli bir konuda farklılık göstermekteydi. Ebediyat ve bilimde çok sayıda müslüman kadın yetiştirmişti.
Bağlantı »
Konu: sonuç
"Eğer bir çocuk, eğitimsiz biri, cahil biri ya da bir deli bir soruna yol açarsa, bu, o sorunu önceden görmediği için otoritenin hatasıdır." O.K ve Muad'Dip
Bağlantı »
Konu: ...
arkadaşım, yazın gerçekten de harika ve umut verici...teşekkürler...bireyler olarak yükselmek, işte bu...
Bağlantı »