« Önceki |

19/11/2009

Kimsin Sen?


Ey yolcu
Yolun nere senin
Nerelerde gezersin
Dönüp dolanıp yine bana dönersin
Benden ayrı mı sandın kendini
Bende harmanlandın da buldun kendini

Bulandın, bunaldın ama beni bulamadın
Ama yoktur kaygı
Vardır daha vakti
Üzülme sen olanlara
Teslim etme varlığını hemencecik onlara
Onlar ki seni üzerler
Üzmeseler olmaz!
Yanmak kolay mı sandın?

Yol uzun
Yol derin
Yol çetrefilli
Ama yol da sensin yolcuda
Yollarda duraksama
Her kara kaşlıya da aldanıp kanma

Unutma her yol O'na çıkar
O'ndan gayrısı yoktur çünkü.
Biz O'nda döndük dolaştık
Yandık da yandık
Bu oyunları biz çok oynadık
Kimsin sen?
Hangi yollardan geçtin sen
Neler neler ettin sen
En derin en karanlık yollarda
Işığın oldum ben
Beni senden ayrı görme
Sevgini kimseden esirgeme
Sevgimizle...

19/11/2009

Kadınlar ve Erkekler


Kadınlar ve Erkekler hakında ''Kadınlar Venüs'den Erkekler Mars'dan'' gibi bir çok kitap yazılmıştır. Sigmund Freud sırf kadınları anlamak için 30 yıl çalışmıştır. Osho bu konuyla ilgili olarak erkekler güneş enerjisini, kadınların ise ay enerjisini kullandıklarını söylemiştir. Evet gerçekten de kadınlar ve erkekler tamamen birbirlerinden zıttırlar. Sadece beden olarak değil aynı zaman da düşünce ve duygusal tepkiler olarak da farklılıklar görülmektedir. Bunun sebepleri bazılarına göre kadınların sağ beyin yarım kürelerini kullanmalarından dolayı daha sezgisel olduğunu, erkelerin ise sol beyin yarım küresini kullandığından daha mantıkcı ve zihinsel olduklarını söylemişlerdir. Belki de bu yüzden kadınlar ve erkekler bir türlü karşı tarafı anlayamamıştır. Erkekler basittir, ne diyorlarsa odur. Kadınlar ise daha karmaşık düşünürler. Bir şey söylediklerinde aslında başka şey söylemektedirler. Bu yüzden erkeklerinde kendileri gibi konuştuklarını ve sözlerinin altında başka sözler duymaya çalışırlar. Erkekler daha mantıkcıdir ve geleceği daha fazla düşünür; siyaset ve bilimle daha ilgilidir. Kadın ise günlük olaylarla alakadar olur. Onlar güzel görünme ve beğenilmek için çabalar ve o hal içinde olmak için düşünürler. Onlar anda yaşar.

Kadın ve erkekler aslında bir madalyonun iki yüzü gibidir. bir arada olduklarında bir bütün olurlar. Belki geçmişin avatarları bu yüzden cinsel birliktelik için makro birlik demişlerdir. Bu birliktelik hali İsrail'i bayrağı, Davutun yıldızında da gizlidir. İç içe geçmiş iki üçgen vardır. Eskiden kadınlar kase olarak simgelenmiş yani ters üçgen olarak. Erkekler ise bıçak olarak simgelenmiş düz üçgendir. Ve bıçak ve kase bir araya geldiğinde davudun yıldızı meydana gelir ki bu da birliğin simgesidr. Ünlü hintli filozof Osho, israil için ilginç bir bilgi vermektedir. o aslında 3 hecelidir ona göre. is-ra-el. is, isisin enerjisi olan ay enerjisini yani kadın enerjisini, Ra ise güneş enerjisini yani erkek enerjisini simgelemektedir. El ise yaratıcı Elohimden gelmektedir. Ya da el-ilah daki eli simgelmektedir. Ve Osho'ya göre İsrail tao'dur. Yani bir bütünü simgelemktedir. Kadın ve erkek birleşmesi de bir Tao'dur.

Kadın ve erkekler tam olarak % 100 erkek ya da kadın değildir. İşte onlar kendi içlerindeki diğer kutbuyeti de dengelerse işte o zaman tam olarak bir Tao hali içinde olurlar. Çünkü kendilerindeki erkek ve kadın enerjiyi dengelemişlerdir. İşte kendilerinde bunu dengelemeyi başaramayanlar bu dengeyi karşı cinsle olan birlikteliklerinden sağlamak amacıyla diğer cinse çekilirler.

Saygılarımla

2/7/2009

Yaratım Nasıl Gerçekleşiyor?

İnsan beyni, bilincin emirlerini yerine getirir. Neye inanıyor, neyi görmek istiyorsak onu gösterir, fazlasını değil. İnançlarımız ve varsayımlarımız bizim sınırlarımızı belirler. Bu yüzden yeni doğmuş bir çocuğun sınırı yoktur, çünkü; varsayımda, yargıda ve saplantıda olamaz. İnsan büyüdükce yavaş yavaş toplumun inançlarını, gerçekliklerini algılar ve zamanla bu öğretilere aşına olur ve bu bilgilere göre kendi gerçeğini oluşturur.

İnsanlar, her istediği şeye bir düşünce kadar yakındır; yeterki saf bir şekilde istemesini ve gerçekleşeceğine olan inancını kaybetmesin. Yaratım işte bu şekilde gerçekleşir: düşünceyi yönlendirerek. Bir şeyi benliğimizde ya da çevremizde meydana getirmek için zihnimize kulak asmamamız gerekir. Çünkü, o bize bu istediğimiz durumların ya da şeylerin gerçekleşmesinin mümkün olmayacağını söyleyecektir. 

Düşünce yaratıcıdır. Sözler de, ifade edilmiş düşünceler olduğundan, onlarda yaratıcıdır. Bu yüzden söylediklerinize dikkat edin, çünkü, onlar gerçekleşebilir denmiştir. İnsanlar çevrelerinden sürekli olarak olumsuz ya da olumlu sözlere maruz kalırlar, bunlara telkin diyoruz. Telkin;  dışarıdan ya da sizden gelen düşünceler yoluyla gerçekleşir.  Kendinizin aciz, zavallı biri olduğunu inanıyorsanız, beyin bunu, böyle istiyor olarak değerlendirir ve bilinç altına depolar. Bilinçaltı da bunu gerçeğe dönüştürür. O yüzden her zaman olumlu düşünün ve sizin için olumsuz sözler söyleyenlere karşı sağır olun. Ancak bu şekilde istediklerinizi hayatınıza çekebilirsiniz.


Kahin1980

2/1/2009

Şifa hakkında...

Şifa hakkında biraz konuşmak istiyorum. Eğer şifaya ihtiyacı olan birisi iseniz, öncelikle iyileşeceğinize inanmalı ve bunun hakkında olumsuz bir düşünce içinde olmamalısınız. Olumsuz var sayımlarda bulunmamalısınız. Kısaca şifanın gerçekleşmesini engelleyecek, bloke edecek tutum ve davranışta bulunmamalısınız. Şifanın gelip sizi iyi ettiğini ve iyileştiğinizi düşlerseniz, sonra gerçekten sağlığınız düzelmiş gibi bir duygu içine girerseniz, kendi kendinize şifa vermiş, ya da en azından iyileşme süresini hızlandırmış olursunuz.

Eğer dua yoluyla şifa bulmak isterseniz, istek değil, şükür duası etmelisiniz.

Aslında en iyi şifacı hastanın kendisi olabilir. Bunun için kendi içine yönelip, iyileşmeye niyet etmeli ve iyileşmiş gibi şükür duası etmelidir. Ve iyileşeceğine gönülden inanmalıdır.

unutmayın püf noktası daima olumlu düşünmektir.

Şifaya muhtaç kişi bir yakınınız ise ve kendi kararını veremez durumda ise o kisiye, onu sevenler el ele tutuşup iyileştiğini düşlemeli. Eğer bilinç altı bu enerjiyi kabul ederse hasta olan kisi düzelmeye başlar. Önemli olan niyet ve olumlu düşünmedir.

Eğer şifa için yardım istiyor ama buna inanmıyorsanız, şifa enerjisi auranızdan geri yansır.

İnsanların ihtiyacı oldukları tek şey kendileridir.

Kendi güçlerinin farkına varmaları için biraz yönlendirilmeye ihtiyaçları olabilir. Bu nokta da bizim yapacağımız şey bilgimizi paylaşmaktır.

Her insan bir öğrencidir Eğer kişi, sorularına dışardan bir cevap bulamazsa, cevapları kendi içinde aramaya başlar ve kim olduğunu keşfetmeye...  Bu yüzden en iyi bilge, bildiklerini kendine saklayandır.

Tüm cevaplar, tüm şifalar içtedir bu yüzden insanlar kendi içlerine yönlenmelidirler. Bizim bu konu da yapmamız gereken hiç bir şey yapmamaktır.

Ayrıca insanın başına ne gelirse gelsin, bunun sorumlusu kendisidir. İnsan istemediği ya da düşünmediği şeyi kendisine çekmez, çekemez. Bunu idrak ettiğinizde tüm ölümler birer intiardır. Tesadüf yoktur, eş zamanlılık vardır.

İnsan her şey olma potansiyeline sahiptir. Yeter ki, kendisini keşfetsin.

Sözün kısası, insan hasta olmuşsa bunun sebebi kendisidir, sakatlanmışsa ya da ölmüşse bunun sebebi yine kendisidir. Ancak bu düşünce kalıpları bilinç altı sayesinde kisinin gerçekliğinde vuku bulur. Kisinin yapması gereken bilinç altını pozitif düşüncelerle bombardıman etmek, dışardan gelen negatif telkinlere karşı sagır olmak ve kendini nasıl bir hal icinde olmayı istiyosa o şekilde düşlemek.

Bedeninizi dinleyin ona kulak verin. Yeni doğmuş bir bebek gibi ilgi ve sevgi gösterin. O zaman ışıl ışıl parlıyacaktır.

Unutmayın sınırları siz koyarsınız, Tanrı gözlemler.

Kendisinde hastalığı yaratan kişi, bunu yapanın kendisi olduğunun bilincine varırsa, süreci tersine de çevirebilir.

Bayramda ailemin yanına gittim. Eve vardığımda annemin 1 haftadır bel ağrısı çektiğini öğrendim. Ama öyle böyle değil. Canının yandığı yüzünden okunuyor. 6 aydır görüşemiyorduk. Buna rağmen yerinden kalkamadı. Yanına gidip, anne bunu sen istemişsin o yüzden başına gelmiş dedim. Tabi karşılığında öyle şey mi olur oğlum saçmalama dedi, ben niye böyle bir şey isteyeyim dedi. Kendince de haklıydı. Ben annemi iyileştirmek için hiç bir şey yapmadım. Ne dua ettim ne de enerji gönderdim. Yanına her gittiğimde bunun sorumlusu sensin dedim. Kızmaktan vaz geçti ve düşünmeye başladı. Ziyaretimin 3. Gününde beni yanına çağırdı. Ve bana: "oğlum benim ablam yıllarca bel ağrısı çekti, acaba nasıl bir duygu ki demiştim içimden, ondan mı ben de bel ağrısı çekmeye başladım?"
dedi.

Ertesi gün olduğunda bel ağrısından eser yoktu. Onu iyileştiren bunun bilincine varmak oldu. Eğer ben ona şifa verseydim, sadece o an iyi hissetmesine yardımcı olacaktım. Annem geçen 4 yıl boyunca da bir daha bel ağrısı çekmedi.

Saygılar
Kahin

28/11/2006

Highlight for Album: Forum Kazdağları Gezisi

 

 

Kendini güldürüyormusun, ağlıyormusun hiç sevgiden, kar tanesinin güzelliğini gözlerinde görüyormusun, sen senin kıymetini biliyormusun ve sevildiğini farkediyormusun?

 

Sevgim kelimelerle akıyor kalbine ve gözlerini parlatıyor, gülümsemene yansıyor,
sıcacık bir duygu bu, anlık bir sarılış gibi, hiç bilmediğin ama hep yanında, içinde sakladığın sevgililerle dolu bir yürek benliğinde...

 

Sizleri ben saydım ve kendimle harmanladım, sevgimle yoğurdum, tohumlar ektim özüme ve siz doğdunuz ve kendi eşsizlliğimi sen olarak gördüm ve gördüğüm gözlerimi kamaştırdı, yaşam olarak yaşanılası olanı yaşamakla bilsen ne mutluyum; ey görünmezin görüneni...


Kahin

11/11/2006

Bilinenin Bilinmeyeninden Mesaj

 

 

Hayat; varola gelen şeylerin bir bütünü müdür, yoksa yok dediğimiz şeylerin bir tezahürü müdür? Hayat nedir? Amaç nedir? Görünen, sadece algı kapılarımızın bize gösterdiği ve anlayışımızın derinliğiyle doğru orantılı olan... ancak ya görünmeyen! Hangisi bizi biz yapan, değer yargılarımıza yön veren? Hayat mı bizim düşüncelerimizden ibaret yoksa, biz mi hayatın bir düşüyüz! Düş ve gerçek... acaba hangisi düş hangisi gerçek! Zihin mi bizde, yoksa biz mi zihindeyiz! Evet amaç ne, yol ne? Nihayi bir son var mı yoksa, her son dediğimiz yeni bir başlangıç mı? Hangisi hangisine gebe! 

 

Kendini bilmek; bir başkasının düşünde, bir düş karakteri olduğunu anlamak mı yoksa....!

Saygılar

Kahin1980

20/10/2006

EY İNSAN!!!

 

 

kendini sev, kendinden emin ol

herşeyden şüphe edebilirsin ama kendinden şüphe etme!

herşey sende başlar, sende biter,

dışarda gördüğün her şey içindedir

sen ancak kendini değiştirebilirsin, başkalarını değil.

Ve sen değişirsen, dünya değişir ve bu da diğer insanları etkiler.

ya olmazsa diye düşünme, bu kendinden şüphedir.

düşünceyi pozitif yönde kullan.

bilmemeyi seçtikce bilmeyeceksin!

ama o bilgi, o güç sen de saklı.

sen açık olursan herşey açılır,

bunun için yapman gereken sadece güvenmek

kendine güven, insanlara güven ve asla hayal kırıklığına uğrama

çünkü herşey pozitiftir, en yüksek boyutta!

zavallı insan kıllığına bürünmüş bir Tanrı/insan'sın sen, unutma

sevgiden ve neşeden uzak olma,

içini gıdıklayan ne varsa onun peşinden git

seni durduran, üzen düşüncelerden arın

yapman gereken şey, sadece olumlu düşünmek

sen sadece şu andaki halini görüyorsun

ama unutma zaman yoktur ve herşey olmuş bitmiştir.

sen mükemmelsin bilmelisin, enerjini neden teslim edesin!

sen varsın ve gördüğün herşey senin yansıman, kendini hakir görme

sen insanlarla bir araya gelip güçlü olacağını değil, içindeki özündeki güçle zaten güçlü olduğunun farkına varmalısın.

sadece farkına var, bilinçlen!

herşey birdir ve sadece BEN vardır.

biz diye bir şey yok, unutma,

kryonun dediği gibi aynada gözlerine bak ve BEN birim de!

çünkü gerçekten öylesin!

dünyasal dramlara kapılarak enerjini saçma! 

mutluluğa, huzura istediğin zaman ulaşabilirsin,

sadece mutluluk ve huzur olduğunu bilerek...

bilmelisin ki, olan olması gerektiği içindir ve sevgiyle kabul edilmelidir.

akışa uy, akışa engel olma yoksa acı çekersin.

ki acı bir duygu değildir, duyguya dirençtir.

acı çekmenin, üzülmenin sebebi de akışa uymadığın içindir.

bilgi eyleme geçmedikce güç değildir.

aç kapılarını, kır kalıplarını

aş kendini ve sev Olanı!

hiçbir zaman deneme, sadece OL!

sadece olarak evrenlerle BİR olabirsin.

denemek çaba gerektirir, sen çabalamayacaksın, akışa uyacak ve Olanı kabul edeceksin.

çünkü; sen özelsin, bu şekilde davranmanı gerektirecek bilince ereceksin, sevgiyle.

unutma, hiçbir şey göründüğü gibi değildir ve kendi güzelliğini keşfedene kadar kendini zavallı bir insan olarak sergilemeye devam edeceksin.

 

KAHİN

 

30/6/2006

K harfiyle başlayan kelimerle yazılan bir hikaye...

Kostarikalılarla Korsanlar

Kara korsanların kaptanı kadırganın kulesinde kılıcını kaldırdı. Korkuya kapılan kostarikalılar karşı koymaya kalkışınca, kaygılanan kaptan kadehine konyağını koydu.

Kostarikalılara kızan korsanlar kadırganın kıçında kılıçlarını kapzalarından koyuverdiler. Kostarikalılar, kızarak korsanlara kaşlarını kaldırdılar. Karşı kıyıya koşan korsanları, Kostarika krallığının kolordu komutanı kıdemli korgeneral konstantin koturoviç karşıladı.

Kostarikalılar kendi kuvvetlerine kırkkatrilyonluk krediyle kübalıları da katınca, korsanların kuvvetleri kırıldı. Kaptanlarını da kaybeden kara korsanlar, kötü kaderlerine küfrederek kırımdaki kırmızı korsanlara katılmayı kararlaştırdılar.

Katil korsanlardan kurtulan kostarikalılar, karşılaştıkları kaderlerine kahrettiler. Kentte kalan korsanlarsa kâh katledildiler, kâh köleleştirildiler.

Saygılar
Kahin