« Önceki | Sonraki »

14/4/2006

Yecüc Mecüc

Kuranda zulkarneyn adlı varlığın, azgın bir kavmi, erimiş bakır kullanılarak bir dağda hapsettiği ve rabbin günü gelene kadar bu insanların orda kalacağı bildirilmektedir. Zulkarneyn; aynı gün içinde seyahat ettiği araçla, birçok kavmi ziyaret etmiştir. Demek ki kendisi uçak gibi hızlı bir araçla yolculuk ediyordu. O devirde öyle hızlı giden bir taşıt olmadığı için, ruhsal varlıkların taşıtlarından biriyle yolculuk ediyor olmalıydı.

 

Yecüc-mecüc denen kavim başedilemez durumda olduğundan, kendileri, Zulkarneyn tarafından dağa hapsedildi. Pekii, bu kavim ne yapmıştı da böyle bir muamele görmüşlerdi. Bu yecüc-mecüc denilenler kimlerdi?

 

Tarihte; Hunlular olarak bilinen uygarlık, diğer uygarlıklar için büyük tehdit oluşturuyorlardı. Çinliler, bu uygarlık yüzünden, -şimdi uydu aracılığla bile görünebilecek büyüklükte- bir set inşa etmişlerdi. (Çin setti). Setin uzunluğu kilometrelerce uzunlukta ve metrelerce yükseklikteydi. Hunlular, avrupaya yönelince büyük bir göç başladı. Tarihte kavimler göçü olarak bilinen bu olay, Hunluların nasıl bir uygarlık olduğunu gösteriyordu. Hiçbir kavim Hunlularla başedemiyordu. Pekii ne oldu da bu kavim birden ortadan kayboldu? Hangi uygarlık, Hunluları tarihten silmeyi başardı?

Hun imparatorluğu, batı ve doğu Hun olmak üzere bölündü. Batı Hun imparatorluğu, bilindiği gibi yıkıldı. Doğu Hun imparatorluğu ise, birden ortadan kayboldu. Tarih kitaplarında; Doğu Hun imparatorunun hanının, bir çinli prensesle evlendiği sonucunda da, Hunluların asimile oldukları, şeklinde anlatılmıştır. Pekii gerçekten böyle mi olmuştur? Koskoca imparatorluk, dünyayı tir tir titreten ulus böyle basit bir şekilde yok olmuş olabilir mi?

 

''Yecüc-mecüc'' kelime anlamıyla ufak-tefek demektir. Kısa boylu insanlar için eskiden bu terim kullanılırmış. Çin ve Moğalistan dolaylarındaki insanlar, bilindiği gibi kısa boyludurlar. Bu iklimden kaynaklanmaktadır. Hunlularda, bu bölgeleri yurt edindikleri için, onlarda doğal olarak Çinliler gibi kısa boyluydular.

 

''Nihâyet iki sed arasına ulaşınca, onların önünde hemen hiç söz anlamayan bir kavim buldu. Dediler ki: Ey Zülkarneyn, Ye'cuc ve Me'cuc bu yerde bozgunculuk yapıyorlar.''

 

Bu ayete dikkatinizi cezbetmek istiyorum. Çünkü bu ayette; setten, yecüc-mecücten (ufak-tefek) ve bozgunculuk yapan bir kavimden bahsediliyor. Hunlular; bulundukları coğrafyadan dolayı kısa boyluydular, bu yüzden kendilerine yecüc-mecüc deniyordu. Bulundukları zaman içersinde o kadar bozgunculuk yapıyorlardı ki, Çinliler kendilerinden sakınmak için dünyaca meşhur Çin settini yapmak durumunda kalmışlardı.

 

Sonuç: Bozgunculukları hadsafaya geldiğinden Zulkarneyn vasıtasıyla, rabbin günü gelene kadar, hapsedilmiş olan Yecüc-mecüc kavminin, Hunluların kavmi olması muhtemeldir

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

41 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: Superisi | Tarih: 14/4/2006
    Konu: entersannnn
    Blogunu okuyordum tarihe çocuklugumdan beri merakim var bu yazini soluksuz okudum.Çok enteresan geldi.Yecuc ve mecuc 'un hunlular olabilecegi hic aklima gelmemisti.Aslinda Kuranda biçok şey belirtilmiş.Fakat şifreli oldugu için bazen çözmek çok zor.Bazende günümüzdeki olayların benzer yanlarıyla karsılastırabiliyoruz ama nerden aklina geldi çok ilginç bir strateji yani :))yecuc ve mecucun kısa boylu ufak tefek hunluların oldugu benzetme yoluylami anladin.? tarihiseven inceleyen biri olarak gayette mantikli geldi ayrıca.Çok guzel bi yazi olmuş tebrik ederim

    Bağlantı »

  2. Yazan: kahin1980 | Tarih: 15/4/2006
    Konu: selam :))
    selam superisi
    Ben çok düşünen biriyim, bu yüzden sürekli aklıma bir şeyler geliyor. :) Yazımı beğendiğine sevindim. Umarım sağlığına kavuşmuşsundur.

    Bağlantı »

  3. Yazan: Hatice CAY&KAHVE | Tarih: 19/4/2006
    Konu: çin seddi
    merhaba sevgili kahin tarihte çin seddinin Hun akınlarına karşı yapıldığı söylenir. Yani birinci tespitin tarihle doğru orantılı. Tarih hunluların çok iyi birer savaşçı olduğunuda yazar. Aslında çinlilerde okadar rahat duran bir kavim değildir. Doğu Türkistan üzerinde ki planları baskısı hala devam etmektedir. Çok ilginç bir paylaşımda bulunmuş farklı bir pencereden bakmışsın. Devamı dileğiyle..

    Bağlantı »

  4. Yazan: orhan isvicre | Tarih: 28/4/2006
    Konu: yecucve mecuc
    sevgili kardesim!teknikve teknolojinin had safhada oldugu bir dönemde tarihten kalma yecuc ve mecuc ne yapabilir? demek istedigim onlarin bu gezegende olmayip uzaydan gelebilecegidir. yoksa insanlik bu kadar ileri oldugu bir dönemde gelmesi tesaduf olamaz.cinlilerin o kavim veya hunlarin su kavim olmasi uzak bir ihtimal.öyle olsa cin seddi asilmayacak bir sed degildir.eski uygarliklarin bizden daha ileri olmadigi ne malum selamlar

    Bağlantı »

  5. Yazan: barut | Tarih: 28/7/2006
    Konu: türk(yecüc -mecüc)
    hiç araştırmadan olabilirlerle hikayeni tamamlamışsın tebrik ederim.sen ki türksündür herhalde hunluların türk varsayımından yola çıkarsak yecüc ve mecüc bizleriz Allah vere nezaman patlarız belli degil herhalde, benden tavsiye kendine hakim ol oldugun şeye dönüşe bilirsin

    Bağlantı »

  6. Yazan: isimsiz | Tarih: 22/8/2006
    Konu: yecüc mecüc
    Yecüc mecücün geçmişteki milletlere benzetilmesi son derece yanlış...çünkü Kuranda açıkça kıyamete doğru yeniden ortaya çıkacakları ve üstlerini bir metal karışımının örtecek şekilde olduğu belirtiliyor insanoğlu güneş ışığı olmadan yerin altında uzun müddet yaşayamaz böyle basıt bir gerçeği herkesin düşünebilmesi gerekir. Yecüc mecücün ne olduğu hakkında bir çok düşüncem var ama onu kendi açacağım sitede belirteceğim...

    Bağlantı »

  7. Yazan: nefertiti | Tarih: 29/8/2006
    Konu: yecüc ve mecüc
    yorumunu okudum ve aslında mantıklı geldi fakat, ailemde islami bilgileri geniş olan ve hatta eski türkçeden kur'an-ı kerim'i hiç okuma yazma bilmeyip, türkçesinden yorumlayabilen ananem yecüc ve mecüc den bahsederken bir kavim değil de, 2 KORKUNÇ YARATIK OLDUKLARINI VE BUNLARIN ALLAH(C.C.) TARAFINDAN YER ALTINDA HAPSEDİLEN 2 ZEBANİ OLDUĞUNU VE HERGÜN GÜNEŞ BATANA KADAR YERYÜZÜNE ÇIKMAK İÇİN SÜREKLİ KAZDIKLARINI FAKAT GÜNEŞ BATINCA YARIN DEVAM EDERİZ DİYE BİRAKIP SABAH OLDUĞUNDA ALLA(C.C.) TARAFINDAN KAZDIKLARI YERLERİN DOLDURULMUŞ OLDUĞUNU GÖREN VE YER YÜZÜNE ÇIKMAYI BAŞARAMAYAN ZEBANİLER OLDUĞUNU, TAA Kİ KIYAMET ALAMETLERİNDEN EN BÜYÜĞÜ OLAN ALAMETİN, YANİ GÜNEŞİN BATIDAN DOĞUP, DOĞUDAN BATTIĞI GÜN BU İKİ ZEBANİ YER YÜZÜNE ÇIKACAK VE SETLERİ AŞIP İNSANLARI YAĞMALAYACAK. ŞEKLİNDE BİR YORUMU VAR! BEN ANANEMDEN BU ŞEKİLDE ÖĞRENDİM. FAKAT YAZDIĞIN YAZI BİRAZ BİLİME VE MANTIĞA DAYALI BİR VARSAYIM ÜZERİNE KURULU GİBİ GELDİ BANA! BENİM SÖYLEDİĞİM ŞEY TAMAMEN BİR HAFIZ TARAFINDAN ESKİ TÜRKÇEDEN YORUMLANMIŞ BİR VARSAYIMDIR.

    Bağlantı »

  8. Yazan: Akın/İST. | Tarih: 5/9/2006
    Konu: OKUYUN
    Yazınız ilgi çekici olmaktan ziyade; TÜRK tarihinden bihaber olduğunuzu gösteriyor. Lütfen Türk tarihini daha dikkatli okuyunuz ki. Hunların tarih sahnesinden nasıl çekildiğini ve onların şimdi nerede olduğunu dosdoğru öğrenebilesiniz.
    Yazınızdan anladığım Türklerin Yecüc Mecüc Olduğudur, eğer türkseniz sizde sanırım yecüc mecüc oluyorsunuz. çünki Hunlar öz be öz türktür.

    Bağlantı »

  9. Yazan: yılmaz | Tarih: 14/9/2006
    Konu: kesin bir şey yok
    saidi nursi bile isim vermeden acıklamış kurandada acık bir şey yok eger sen bu kadar acık olarak bunlardı dersen en büyük hatayı sen yapmış olursun ki üstad sadece fiziksel özelliklerini kuranı kerimden faydalarak söylemiş dedikten sonrada en dogrusunu allah bilkir demiş yani kesinlikle budur demeyin diyerseniz en büyük hataya siz düşmüş olursunuz

    Bağlantı »

  10. Yazan: isimsiz | Tarih: 2/3/2007
    Konu: Hun Turklerine Hakaret ve Tek Tanriya "yaraticilar"iOrtak kosmak
    Internetteki Yazilari okudum, 1-Hakk Din=Islam'a gore; Tek Tanri ve Tek-Yegane Yaratici "ALLAH Z.C. 'dir! Cinnleri, Yaratiklari veya Uzaylilari Yaraticilar diye tanitmak "SIRKTIR"! 2- "Hunlular" diye alayli sekilde tarif edilen Millet =TURK MILLETIDIR, ben Oguz Turkleri soyundan bir vatandas olarak bu yorumlari teessufle ve ofkeyle okudum, "Cinliler"_uzakdogulular ovulmus ve TURK IRKI=Yecuc-Mecuc diye tarif edilmis "Bozguncu" diye yazar tarafindan hakarete maruz birakilmis Kur'an Ayetleri kisisel goruslerle yorumlanmaya kalkisilmis! Derhal bu tepki uyandiran yorumlardan vazgecin! TURK MILLETI en Medeni Milletir!

    Bağlantı »

  11. Yazan: kahin1980 | Tarih: 3/3/2007
    Konu: Turk olmak
    Yorumları okuduğumda, sen türk değilmisin, neden türklerin bozguncu olduğunu söylüyorsun gibi sözlerle karşılaşmam beni açıkcası şaşırttı. Ben bu konuya duygusal yaklaşmadan, Kuranda bahsedilen yecüc mecüc ün kim olduklarını anlamaya çalıştım. Kendimce de bana olma ihtimali muhtemel, mantıklada çelişmeyen bir yazı yazdım. Yecüc mecüc, olabilir de olmayabilirde. Eğer kuranın yazdığını gerçek olarak baz alıp incelersek, böyle bir uygarlığın ancak, hunlular olabileceği geldi aklıma.

    Kuranda bozgunculuk yapmış bir kavimden bahsediliyor, bazı arkadaşlara göre, tarihte kavimler göçünü başlatmış bir uygarlığı -ki bu uygarlık bir türk uygarlığı olduğu için- es geçmem mi gerekiyor. Her uygarlık olabilir ama Türk uygarlıkları yapmaz öyle şey diyerek mi konu üzerinde düşünmeliydim! Ayrıca islamın Türk devletleri ile ilgili düşüncelerinin olumlu olduğunu size düşündüren nedir? Bazı hadis kitaplarda bu kişiler gördükleri yerde öldürülmelidir diye türkler tasfir ediliyor.
    Kuran indiği zaman unutulmamalıdır ki Türkler, Araplar tarafından zorba bir halk ve kafir olarak bilnyordu.

    Ben Türküm buna da bir itirazım hiç olmadı. Yorum yapan arkadaşlara, biraz konu üzerinde düşünmelerini salık veririm. Duygusal davranıp olmaz öyle şey demek, ortaya atılan iddiaları çürütmeye yetmez. Biraz daha yapıcı eleştirilerde bulunursanız sevinirim.

    Saygılar
    Kahin1980

    Bağlantı »

  12. Yazan: PROF. | Tarih: 8/4/2007
    Konu: yok
    yecüc ve mecüce inanıyorum ama bu insanlar havasız susuz bir yerde okadar uzun süre nasil yaşıyorlar anlamadım ,ama sonunu kadar bu olaya ve devamına inanıyorum.ÇÜNKÜ ALLAHIN VADİ HAKTIR

    Bağlantı »

  13. Yazan: kursadaltug | Tarih: 12/5/2007
    Konu: HUNLULAR
    yecüc ve mecücün Türkler olduğu safsatası ilk önce ırkçı Araplar yani Emeviler devrinde ortaya atıldı.Hala bu saçmalığa inanan Hunluları dolayısıyla Türkleri yecüc ve mecüc olarak gören saçma sapan yorumlar yapan insanların olduğunu görmek beni üzdü.Kusura bakma ama arkadaşım yazın bomboş ve saçma sapan bir yazı.Hunlar kısa boylu bir kavim de değillerdi azıcık antropoloji bilgisi olanlar bilirler ki kısa boylu kavimler genelde tropik iklimde yaşayan orman kavimleridir ama bozkır kavimleri ekseriyetle orta ve uzun boylu olurlar.Bu gün Moğollara veya Orta Asyadaki Türklere bakıldığında içlerinde kısa boyluların çok az olduğu ama dev yapılı izbandut gibi heriflerin bol bulunduğunu görebilirsiniz.Beslenme alışkanlıkları da bu vücut yapısının gelişimine atki eder.Bu kadar yazı yazmışsın kardeş al benden sana bir yecüc mecüc yorumu daha Zülkarneyn aleyhisselam Oğuz Kağan olabilir mi acaba Çinlileri yani kısa boylu kalabalık bir milleti kendi yaptıkları seddin arkasına hapsetmiş ve Çinlilerin yeniden dünyaya açılması çok uzun bir zaman almıştır.Al sana yorum o saçmalıkları kafana hangi Arap milliyetçisi soktuysa ona da benim selamımı söyle Türkler gibi yıllarca İslamın bayraktarlığını yapmış bir ulusu kıskanan bazı şerefsizlerin uydurması bunlar Yecüc ve Mecüc Hunlar veya başka bir Türk kavmi olamaz Ayrıca Hunlar aniden ortadan kaybolmamıştır Türk devlet geleneği incelendiğinde hani şu bir sürü devlet kurmuşuz ya o devletlerin hepsi birbirinin devamıdır değişen sadece hanedan olmuştur millet aynı kalmıştır eğer Türksen sen de aslında Hunsun Göktürksün Uygursun Osmanlısın.Cehaletine sinirlenmemek elde değil....

    Bağlantı »

  14. Yazan: Zumbar | Tarih: 7/6/2007
    Konu: Romalılar
    Romalılarda benzer bir duvarı, bugünkü İngiltere topraklarında MS 122 yılında kuzeyden gelen "Romalıların tanımıyla" barbar olarak adlandırılan Kelt ve Galya yani bugünkü İskoçların atalarını durdurmak için yapılmıştır. Tarihte Çin seddine benzer, saldırı önleme amaçlı bir çok duvar yapılmıştır, neden bu ayetleri direkt olarak Çin seddiyle ilişkilendiriyorsunuz anlamıyorum. Ayet ayrıca bir kilotmerelerce uzunluğundaki duvarlar zincirincen değil iki dağın arasındaki bir vadiden bahsediyor. Ayrıca birde Jericho duvarları var. http://en.wikipedia.org/wiki/Hadrian's_Wall

    Bağlantı »

  15. Yazan: Haberci | Tarih: 19/9/2007
    Konu: Vah vah bilmesek yiyeceğiz...:)
    ''Yecüc-mecüc'' ne alakası var Türk'lerle, bunu iddaa eden ya hristiyan,yada Türk'leri karalamak isteyen birkaç topluluk .. falan, yani bi bozukluk vardır.Çünkü bu iddiaları onlar atıyor devamlı.

    Bağlantı »

  16. Yazan: dedcal amerika | Tarih: 20/9/2007
    Konu: dedcal amerika
    yecücle mecücle savasi baslatti
    is allah amarikada türerler
    müslümanlara kiyanlar

    yesil sermaye holding patronlarina
    cig cig yerler is allah
    diri diri
    dursun uyari
    hasim bayrami
    yakup yönteni yerler

    Bağlantı »

  17. Yazan: servet | Tarih: 20/9/2007
    Konu: sizce kim olailir
    aslında en çözdüm kimin olaileceğini umarım sizde çözersiniz.

    Bağlantı »

  18. Yazan: servet | Tarih: 20/9/2007
    Konu: ergbenekon
    Biraz önce açık sölemedim çünkü yorumları okumadım. artık açık ve net söliyeilirimki yecüc ve mecüc kavmi türk kavmidir. her zaman övünerek söylenmiyormu ergbenekon destanı diye yani bir köpeğin peşine takılıp kurtutmadılarmı. Yani sonuç olarak yeni bir yecüc mecüc aramayın çünkü onlar o yerden kurtuldular.

    Bağlantı »

  19. Yazan: o00MORGAN00o | Tarih: 22/9/2007
    Konu: Yecüc ve Mecüc(Moğol ve Tatarlar)
    boyları ufak yüzleri yuvarlak ve gözleri çekik kıldan yapılmış elbise giyerler sayıları oldukça çoktur ve geçtikleri her yeri kurutur yakar yıkarlar Zülkarneyn onları bir set arkasına hapsetti ve onlar hergün seddin dibini kazıyorlar ve her sabah kalktılarında eski halini aldığını görüyorlar (sed sanırsan çin seddine yakın bi yerde ve iki set iki dağ arasından bahsediyor iki sed arasına demir levhalardan yapılmış bir duvar ve üzerinde erimiş bakır) günü geldiğinde akşamdan kazmayı bırakacaklar ve sabah güneş doğduğunda tekrar kazmaya başlayacaklar ışığı gördüklerinde hızla dışarı çıkıp her tepeden saldıracaklar herşeyi talan edecekler geçtikleri ırmak kuruyacak bütün insanlar onlardan kaçarak bir yerlere gizlenecek ve yeryüzündeki güçleri bütün azgın kavimlerde olduğu gibi Allah'a ortak koşmak ile biticek halk feryat edecek ve Allah tan yardım isteyecek. Hz. İsa Allah'a dua edecek Yecüc ve Mecüc'ü öldürmesini isteyecek duası kabul olacak ve onlara vücudlarınında tırnak uçlarına kadar yerleşen bir şey gönderecek buda sanırım bir hastalık veya haşere(kurtcuk) Dabbetü'l Arz olacak onların kanlarını emip kurutacak yer onların leşleriyle pis pis kokacak. Allah'a tekrar dua edecek Allah da bir su gönderecek ve o su onları taşıyıp denize atacak

    Arkadaşlar burda düşüncelerimizi paylaşsak ya yok türkleri karalıyolar yok yecüc mecüc kesin bizizdir yazık size yorumlarınızı bekliyorum

    Bağlantı »

  20. Yazan: o00MORGAN00o | Tarih: 22/9/2007
    Konu: Yecüc ve Mecüc kavimleri helak oldu
    tamam bu iki kavim halak oldu Dabbetü'l Arz ne olacak oda insanlara musallat olacak Allah Yarve yardımcınız olsun bu arada değinmeden geçemicam benim yorumun üstündeki arkadaş ergenekon o ergbenekom değil

    Bağlantı »

  21. Yazan: merve | Tarih: 28/9/2007
    Konu: hunlar
    Sayın arkadaşım,tarihte ismi geçen millet hunlular değil hunlardır ve bu kavimde milletimizin Türk ismini kullanmaya başlamadan önceki adıdır.

    Bağlantı »

  22. Yazan: gog mogog | Tarih: 2/10/2007
    Konu: cüc mecüc
    asıl yecüc mecüc çinlilerdir

    erimiş bakır ve demir teknolojidir

    yaklaşık 40 sene sonra çinliler dünyayı istila edecekler

    ozaman kimin yecüc mecüc olduğu anlaşılacak

    google da çin yazın insan eti yiyen bir kavmin mi yoksa haçlılara karşı savaşan türklerinmi yecüc mecüc olduğunu anlarsınız

    Bağlantı »

  23. Yazan: sivaslı452 | Tarih: 15/10/2007
    Konu: yecuc mecuc
    Kardeşim Anlattıkların hep işkembeden sallama senin anlattığın Çin seddi ile Hun göçleri arasında yüzlerce yıl vardır. Yecuc Mecuc Mançu ve Moğul ırklarındandır. Türkler ile Moğolların Bır ilgisi yok Türkler Turanit ırktandır Boyları kısa değil Orta boydur. Hem asırlardır İslama hizmet eden orta asyada ve anadoluda olsun bir milletten nasıl olurda yecuc mecuc çıkar.Biliyomusundur bilmem Hunlar Türklerin atasıdır.SENİN DEDİÇİN BOZGUNCULUK ÇIKARAN MİLLET YÜECİLERDİR. Yüecileri türkler hakimiyet altına almışlardır.

    Bağlantı »

  24. Yazan: sivaslı | Tarih: 15/10/2007
    Konu: yecuc mecuc
    helal olsun kürşat altuğ kardeş zaten bu arkadaşın ne tarihle ne dinle bir ilgisi yok kendi kendine saçma sapan bi şeylar yazmış.Senin yorumun çok mantıklı geldi bana.

    Bağlantı »

  25. Yazan: Ayhan | Tarih: 15/11/2007
    Konu: Hunlular olamaz
    Hun imparatorluğu olamaz. Çünkü Kuran-ı Kerim de Yecüc ile Mecüc seddi aşacak insanoğluna kötülük yapacak. Yecüc mecüc tanımı boyları 1 metre kulakları büyük gözleri küçük,yassı yüzlü olduğu bildiriliyor. Yecüc mecüc çıkmasıyla kıyamet kopmaya başlayacak vs.

    Bağlantı »

  26. Yazan: deli fisek | Tarih: 19/12/2007
    Konu: yecük mecüc
    Hepinize selam, egrisiyle dogrusuyla bir takim yorumlar ve varsayimlar, çok güzel bir hollywood yapimi olabilir. Unutmayalim ki Hz Peygamber Muhammed Mustafa s.a.v istanbulu fetheden komutan ne güzel komutandir buyurmuslardir.
    Zannediyormusunuz ki yüce Mevla islam tarihinde böylesine büyük ve önemli bir fethi Yecüc ve Mecüc'e nasib etsin, ayrica türklerin islamiyeti kabul etmeleride hadislerde mevcut, savasci bir kavim onlarla savasmayin teblig yapin buyurmuslardir.
    Ayrica bakiniz : http://forum.zevzek.com/index.php?showtopic=1801
    ZÜLKARNEYN SEDDİ
    Kur'ân-ı Kerîm'de ismi geçen Zülkarneyn aleyhisselam, dünyaya hakim olmuş birkaç kişiden birisidir. Yaptığı seferlerden birinde güneşin doğduğu en uzak yere kadar gider. Burada mayası temiz, mazlum bir toplulukla karşılaşır. Bunlar komşuları olan Ye'cuc ve Me'cuc isimli toplulukların zulümlerinden şikayet ederler. Hazreti Zülkarneyn, zalim topluluk ile bunların arasına büyükçe bir set kurarak şerlerinden korunmalarını sağlar. Kaynaklarda mayası temiz bu topluluğun Türk milleti olduğu yazılıdır. Hazreti Zülkarneyn, İbrahim aleyhisselamla aynı yıllarda yaşamışlardır. Çıktığı seferlerden birinde Hazreti İbrahim'le görüşmüş ve bu sırada yaşı hayli ilerlemiş olan bu kutlu peygamberin hayır dualarını almıştır.
    Hadi buyrunuz birde bu yönden yorum yapiniz.
    Arastirmalarinizda basarilar diler ve temkinli davraniniz, tesekkürler saygilar selamlar.

    Bağlantı »

  27. Yazan: oruc_reis | Tarih: 19/12/2007
    Konu: yecüc mecüc
    Selam, insan bir seyler öne sürerken biraz olsun arastirir, kendi düsüncemizle degil, tarih ve alimlerin bilgileri dogrultusunda arastirma yaparsak dogruya daha yakin olabiliriz, onun için bizleri aşan bu konulari yorumlamaktan sakinalim.
    SAKIN olaki böylesine büyük, şanli ve peygamberimizin hadisine mashar olmus yüce bir milletin tarihiyle oynamak sizin ne haddinize, siz ve sizin gibilerin buna gücü yetmez.
    iste size kaynak iste size alim iste size hadis:
    http://www.harunyahya.org/Makaleler/yecuc_mecuc.html

    Bağlantı »

  28. Yazan: deli fisek'in kardesi | Tarih: 19/12/2007
    Konu: yecuc mecuc
    Selam, iyi yorumlar
    Peygamberimiz : « Bu kisi Zülkarneyn'dir» buyurmus ve bu âyet inmistir . Ibrahim aleyhisselam zamaninda yasayan Zülkarneyn aleyhisselam onunla birlikte haccetti, elini öpüp duasini aldi. Teyzesinin oglu olan Hz. Hizir'i ordusuna kumandan tâyin etti. Bir kavmin istegi üzerine Ye'cûc ve Me'cûc kavminin insanlara zarar vermemeleri icin tas ve demir'den bir sed yapti ve böylece Ye'cûc ve Me'cûc'un hapsetti . Bir rivayete göre bu dilekte bulunan kavim Türkler imis . Bu sed simdiki Cin seddi degildir. Ye'cûc ve Me'cûc kavimleri bu seddi kiyamete yakin delecekler .
    2. Ye'cûc ve Me'cûc
    Peygamberimiz kiyamet alametlerinden biri olarak da Ye'cûc ve Me'cûc kavimlerinin yeryüzüne dagilmalarini ve her tarafa küfrü yaymalarindan bahsetmistir. Bu kavimler Hz. Nuh'un Yâfes isimli oglunun soyundandirlar. Yüzleri yassi, gözleri kücük, kulaklari cok büyük, boylari kisadir. Her birinin bin cocugu olur ve böylece sayilari insanlarin ve cinlerin sayisinin 90% kadardir. Kiyamete yakin bir zaman Hz. Zülkarneyn'in yaptigi seddi delip dünyaya yayilacaklardir.

    Bağlantı »

  29. Yazan: zülkarneyn | Tarih: 7/1/2008
    Konu: ufak tefek\yecüc mecüc
    çok zeki arkadasm sence kutsal bi kitapta milletler arasındaki savaştan bahsedilir mi sanıyosun hunlarmış kıyamete yakkın tekrar ortaya çıkıcak bi kavimden bahsediyorz sana tavsiyem aydoğan vatandaşn Apokalipse adlı kitabına göz atman...ve benden bi uyarı eğer bi masal yazcaksan bari şanlı tarihimizide dinimizide karıştırma gersi İQ derecelerine kalmş...........

    Bağlantı »

  30. Yazan: isimsiz | Tarih: 22/1/2008
    Konu: SAÇMA
    TEBRİK EDERİM İYİ BENZETME YAPMIŞSIN FAKAT BUNLARIN HEPSİ YANLIŞ. BİR PEYGAMBER TARAFINDAN HAPSEDİLEN BU GRUP İNSAN DEĞİLDİR. HZ NUH DÖNEMİNDE YAŞAMIŞ NUHUN OĞULLARINDAN BİRİDİR. ALLAHA VE PEYGAMBERE İTAAT ETMEZ İNSAN ETİYLE BESLENİR. BU KAVİM KIYAMETE KADAR ZAMAN DUVARINA HAPSEDİLMİŞTİR. KIYAMETTE İÇLERNDEN BİRİ FARKINDA OLMADAN BÜYÜLÜ SÖZÜĞÜ SÖYLEYİP ZAMAN DUVARINI ORTADAN KALDIRACAKTIR. BUDA ONLARIN DÜNYA DA BİZİM YAŞADIGIMIZ MEKAN-ZAMAN A SICRAMALARINI SAĞLAYACAK VE HER TEPEDEN BELİREREK İNSANLARA DEHŞET KORKU VE ÖLÜM VERECEKLERDİR.. FAZLASINI İSTEYENLER jusin_timberkk@hotmail.com ekleyebilirler

    Bağlantı »

  31. Yazan: H.İbrahim | Tarih: 9/2/2008
    Konu: hun imparatorluğunu yanlış tanımayalım
    meraba arkadaşım yazın baya bi ilgimi çekti ben sözel bölümü mezunuyum ve edebiyat öğretmenliğinde okuyorum sözelci olduğum için lisede ve üniversitede tarih dersini ağırlıklı görüyoruz hun kavgi eski bir türk kavmidir hun imparatorluğunun ortaasyada hüküm sürdüğüde doğrudur ayrıca imparator attilanın(avp hun),mete,cici yabgu ve teoman yabgunun kısa boylu oldukları diğer devlet elçileri tarafından kaynaklarda doğrulanmıştır...
    1)Kavimler göçü hun imparatorluğunun etkisi altında olmamıştır.Ortaasyadan göç eden hun türkleri yeni yurt edinmek için keşiflere çıkmışlardır sadece.asıl kavimler göçü barbar avrupa kavimlerinin birbirleriyle savaşmasından oluşmuştur
    2)Kuran-ı kerim'in yanında peygamber efendimizinde yecüc-mecüc kabilesi hakkında bazı hadisleri vardır kan dökücü oldukları söylenir.
    3)Yeniçağ dünyasında kalmış bir toplumun sadece kılınç ve ok ile günümüz teknolojisine karşı gelmesi çok zayıf bir ihtimaldir zaten hun imparatorluğunun nüfusunun ne kadarının askeri kanat ne kadarının sosyal kanat olduğu belirsizdir.Doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrışınca dahada düşmüştür nüfusları...Zaten ne kadar kalabalık olursa olsun dünya nüfusunun kaçta kaçıdır sence...
    4)Doğu hun imparatorluğunun yok oluşuna gelince esrarengiz bir şekilde ortadan kayboluş olmadı.Başka bir türk boyu olan Siyenpi'ler ile taht mücadelesine girişildi.daha sonra moğollar ve diğer türk boylarının baskısıyla yıkıldı.
    Hun imparatorları teoman yabgu,Mete han,Cici yabgu devrinin en büyük komutan ve zeka otoriteleri idiler.Mete Han hiçbir şekilde haksız savaşta bulunmamıştır milletinin hoşnutluğu ve rahatı için kendi hayatını hiç saymış bir komutandır.Ve ayrıca seninde atandır nasıl olurda kendi atalarını yecüc ve mecüc kabilesi olarak görebilirsin eğer öyle görüyorsa unutmaki sende onların soyundansın yakıştırıyorsan kendine ne ala...

    Bağlantı »

  32. Yazan: Türk | Tarih: 13/2/2008
    Konu: Türklük
    Tebrik ederim gercekten böyle bir yazıyı internete vermeniz cesaret işi.Ama cesaret en çok aptallarda bulunur!.TÜRK lerki yıllarca islam coğrafyasıyla BOZGUNCU,geri kalmış ve cehalet dolu avrupa arasında bir SET olmuş,TÜRK lerki her durumda namusunu düşünmüş,TÜRK lerki adından adaleti ve mertliğiyle söz ettirmiş bir ırk.Bu nasıl bir densizliktirki TÜRK lere yecüc mecüc diyorsunuz.!Hemde bunu her seferinde yakın kavimleri karıştıran,ürettiği kalitesiz mallarla dünya ekonomisini sarsan ve köpekler gibi çoğalan bir halkı yani çinlileri överek yapıyorsunuz.Tebrik ederim!
    AMA şunu bilmelisiniz.Biz TÜRK ler yecüc mecüc le insanlar arasındaki SETİZ.Ve TÜRK lerin düştüğü gün kıyamet gerçekleşir.TÜRK olmayanlar elbette bize yecüc mecüc diyebilir.Bu kıskançlıktır.!

    Bağlantı »

  33. Yazan: isimsiz | Tarih: 16/3/2008
    Konu: hunlar ve moğollar
    ilginç bir düşünce biçimi ama yanlış olduğunu söyleyebilirim. önceleri bende öyle düşünüyordum yani bu kavimlerin hunlar ve moğollar olduğunu. fakat biraz araştırma yapınca hunların olamayıcağını anladım. evet hunlar çin seddi kurulmadan önce çin köylerine girip yağmalamarda bulunuyorlarmış fakat tarihte insanları vahşice katletmiş olduklarına dair bir kanıt yok. ayrıca bu kavimler doğudan batıya doğru gidecekler diye tanımlanır. bu haliyle cengiz han komutasındaki moğolları buna örnek gösterebiliriz. moğollar orta avrupaya kadar ilerlemişler ve önlerine gelen herşeyi yağma edip insanları vahice öldürmüşler. toplu soykırımlar yapmışlar. fakat yine de halkın büyük bir çoğunluğu şamandı yani tek tanrıya inanıyorlardı. halbuki anlatılanda bu kavimlerin hiç bir şekilde yaratıcı varlığı kabul etmediğini ve inkar ettiği belirtilir. anarşist, bozguncu bir topluluk olarak bahsedilir. ama hunlarda böyle bir şey görülmemiştir. sonuç olarak öyle bir yakıştırma olacaksa sanırım moğollar bunu daha çok hakediyor. sed olayına gelince yorum farklılıkları olabilir. ayetlerde dağlardan bahsediliyor. bu dağlarında yüksek ve aşılması zor himalayar olduğu kuvvetle muhtemel.

    Bağlantı »

  34. Yazan: Melik Güneri | Tarih: 22/3/2008
    Konu: Yecüc ve mecüc
    Arkadaslar ne ne moğollar nede hunlular yasiz neden hiç kuran okumuyorsunuz ne hunluları...bu adamlar güneşe çıkamyan vampirler gbi kanın dinimizce haram kılınmasının bi sebebi de bu olsa gerek..ALLAH askınıza netten inceleyeceginize saytanın bazı kimsellere bi türlü fırsat vermeyipde okutmadıgı kuranı okuyunnn
    90. Nihayet güneşin doğduğu yere vardığında, güneşin kendilerini ondan koruyacak bir siper yapmadığımız bir kavim üzerine doğmakta olduğunu gördü. bu adamlar güneşe çıkamıyo
    bunlar yecüc mecücü
    hunlular normal insanlar..bunlar insan gbi deiller anlayın artık!!!!!!!!

    Bağlantı »

  35. Yazan: Melik Güneri | Tarih: 22/3/2008
    Konu: Bunlar gerceğin ta kendisi!!!!!!!
    Yılardan beri filimlerini izledigimiz vampirler...güneşe çıkamazlar yecüc ve mecücler gbi arkadaslar uyanın!!! gözünüzü seviym...merak edenelre sölüyorum..akıl ve mantık sahibi insanlar...hadisler kişilerin yorumlarıylla deişmiş olabilirler...Fakat kuran ALLAHın yasasıdr ve deişmez...kurandan ögrenin...yecüc ve mecüc ün ne mal oldugunu ben gbi anlayan bitane ALLAhın kulunu daha görmedim.gercekleri merak EDENLER KEHF 83-102 enbiya 96 -99 okusun! bakalım kim dogru sölüyor...

    Bağlantı »

  36. Yazan: Melik Güneri | Tarih: 22/3/2008
    Konu: size anlatayım
    arkadslar varsa face bookunuz adımı soyadımı yazın ekleyin bana msj atın...size iza edecegim...Üstad yanılıyor...Dierleride...Bu bahsedilen yüecüc ve mecüc kavmi...cook uzun zamandan beri magradalar ve nası yasıyolar ??? insan gbi deiller vampir bunlar en yakın örnek ama oda kesin deil..bu adamlar güneşe çıkamıyolar...KAn dinimizce niçin haramdır? siz hiç sokakta içki icer gbi kan icen insanları gördünüzmü?..sadece afrikada bi kaç kabile sütle karıstırıp içiyor onlarda zaten müslüman deiller.buadamlar kapatılalı çook uzun süre oldu ve kıyamet zamanına yakın çıkacaklar sa nası zamnalrını geciriyolar..hunlar mış gerecekten komik:):) haha gülüyorum size...

    Bağlantı »

  37. Yazan: Yecüc vE Mecüc | Tarih: 23/3/2008
    Konu: birde buradan SEYREDİN
    http://www.harunyahya.tv/detail.php?l=1&pid=2935&sid=0&playerMode=Player1

    Bağlantı »

  38. Yazan: Turan | Tarih: 11/4/2008
    Konu: Saçmalama
    Kardeşim bir tarih öğretmeni ve ayrıca islam üzerine master yapmış biri olarak seni kınıyorum hatta lanetliyorum. 1.si Hunlular değil Hunlar olacak. 2.si Maydem kuraı çook biliyorsun Maide-54 ü okumuşsundur
    ''Ey iman edenler, içinizden kim dininden geri döner (irtidat eder)se, Allah (yerine) kendisinin onları sevdiği, onların da kendisini sevdiği mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise 'güçlü ve onurlu,' Allah yolunda cihad eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Allah'ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir.''

    Ayrıca bana kalırsa Hz. Zülkarneyn Oğuz Kağanın ta kendisidir Nedenleri Kuranda dendiği üzere Dünyanın 3/2 sini hakimiyeti altına almıştır. Babası putperest olduğu kendisi bir olan yaratıcıya inandığı için babası teomanı öldürmüştür.
    Çinliler 751 talas savaşından sonra çin seddinin gerisine çekildiler ve 1945 2. dünya savaşına kadar orada kaldılrar artık dünya ekonomisinin tamamı onların elinde ayrıca cenin yiyen bir millet yecücü mecüc olmuyacakda 1000 yılından beri halen daha islam alemini koruyan bir milletmi olacak

    Yazıma bakıpta Çinlilermi demeyin elbette değilyecüc ve mecüc bir kavim değil iki yaratıktır. Ayrıca hunlar yok olmadı Kuzey hunları bugünkü macarlardır ve kendilerine macarca hunların torunları anlamına gelen HUNGARY derler. Güney hunları ise Selçuklu Osmanlı ve Türkiye gibi büyük devletler kuran Oğuzların atalarıdır.
    Ayrıca şu yazıya dikkatini çekerim
    Eshab-ı kiram arasında Türkler varmıydı? Böyle bir soru, bir Türkü belki de en çok heyecanlandıracak sorulardan birisidir. Zira genlerine kadar işlemiş olan Peygamber sevgisi, bu sorunun cevabını merakla bekletecektir.

    Hadis-i Şerif kaynakları tarandığı zaman, Sevgili Peygamberimizin, eshabına bazı milletlerin yanısıra Türkler hakkında da tavsiyelerde bulunduğunu görürüz. Bunlar, asr-ı saadette Türklerin varlığının yakından bilindiğini gösterir. Hadis-i Şerifler detaylı incelendikleri zaman bu bilginin yüzeysel olmadığı, Türklerin çok yakından tanındığını göstermektedir. Ancak bu tanıma, ticaretle uğraşan Mekkelilerin Türkistan'a gitmeleri sonucu elde edilen bir tanıma değildir.

    GÖKTÜRKLER
    Bizi bu kanaate götüren en büyük sebeplerden birisi, asr-ı saadet döneminde Göktürk Devleti'nin varlığıdır. Eski ihtişamında olmasa da İran'ın kuzeyinde organize bir devlettir. İpek Yolu adı verilen eski dünyanın en önemli ticaret yolunun büyük bir kesimi bunların kontrolü altındadır. Dahası, İran Sasani Kisrası Nuşirevan, Göktürk Hakanı'nın kızı ile evlidir. Bütün bunlar o dönemde Türklerin yakından bilindiğini göstermektedir. Ayrıca asr-ı saadette bulduğumuz öyle ipuçları vardır ki, Eshab-ı Kiram içerisinde Efendimizin mübarek dizleri dibinde yetişmiş Türklerin bulunabileceği kanaatini kuvvetlendirmektedir.

    Ancak bugüne kadar Türk tarihçileri ve hadis-i şerif uzmanları bu konuda müşahhas çalışmalar yapmamışlardır. Bizim yaşadığımız şanlı bir tarihi maalesef başkaları kaleme almıştır. Bugün, özellikle İslam öncesi Türk tarihi hakkındaki bilgilerimiz Rus ve İsveçli bilim adamlarının yaptığı çalışmalara dayanmaktadır. Göktürk Devleti gibi pek çok muazzam devletler kurulmuştur. Ancak sorulduğu zaman bir iki balbal taşıyla birkaç kitabeden başka bir şey gösterilememektedir. Zira yabancı bilim adamları ancak bu kadarını ortaya koyabilmişlerdir. Ayrıca onların kaleminden çıkan tarihi bilgilerin gerçeği ne kadar yansıttığı, zaman geçtikçe daha iyi anlaşılacaktır.

    ASLA ŞAMANİST DEĞİLLERDİ
    Bunlardan en belirgini, Türklerin İslam öncesi Şamanist oldukları iddiasıdır. Oysa Türkler, tarihi boyunca asla Şamanist olmamıştır. Şamanlık Moğolların dinidir. Ortaasyada yaşayan üç büyük milletin üçü de kültür bakımından birbirlerine taban tabana zıttır. Bunlar; Türkler, Moğollar ve Çinlilerdir. Hem ırk, hem de din bakımından birbirleriyle yakınlıkları yoktur. Çin'de, Türklerin mızmız dinler olarak vasıflandırdığı Konfüçyanizm, Budizm gibi inanışlar yaygın iken, Moğollar Şamanist idiler. Din adamlarına da Şaman adı verilirdi. Türkler, Şamanist olmadığı gibi aralarında Şaman adı verilen din adamları da yoktu. Çin ve Moğolistan'daki inançların çok daha saf olanına sahiptiler. Bir olan yaratıcıya, Ulu Tanrı anlamında Gök Tanrı adını kullanılıyordu.(1)

    İslamiyetten önceki Türk dini inancına bakıldığında şaşılacak derecede İslam akaidine benzeyen noktalar görülür. Bunları Çin ve Moğol dinlerinde görmek mümkün değildir. En başta geleni vahdaniyet / yaradanın bir olması inancıdır. Doğulu ve batılı bütün tarihçiler bunda birleşmişlerdir. Bunun yanısıra ahirete, öldükten sonra hesabın varlığına, cennet ve cehenneme inançları vardır. Din adamları bulunmuyordu, ancak Kam adı verilen büyücü / kahin karışımı bir mesleği icra edenler vardır. Fakat bunların din adamlığı ile ilgisi yoktur. Moğollardaki Şaman ile Türklerdeki Kam arasındaki fark ise, bugün cinci hoca adı verilen insanlarla diyanet görevlilerin arasındaki fark gibiydi. Bu inançlarını müslüman oldukları 10. yüzyıla kadar devam ettirmişlerdir. Budizm, Mecusilik, Şamanizm, Taoizm, Maniheizm gibi bin türlü dinin kaynaştığı bir bölgede İslama bu kadar yakın olan inançlarının kaynağı ne idi? Maalesef bugüne kadar araştırılması yapılmamıştır. Ancak kaynaklar tarandığı zaman bir takım ip uçlarına rastlamak mümkündür.

    OĞUZ HAN
    Türklerin Soy Kütüğü kitabında, Nuh aleyhisselamdan Kara Han'a kadar Türklerin islam itikadında oldukları, bu hükümdardan itibaren bozuldukları kaydı vardır. Kara Han, Oğuz Han'ın babasıdır. Oğuz Han'ın hayat hikayesi de ilginçtir. Doğumundan itibaren üç gün boyunca annesini emmez. Annesi bu duruma çok üzülür. Rüyasında, oğlunun "bir olan yaratıcıya inan, aksi halde seni emmeceğim" dediğini görür. Şefkatinden dolayı annesi bir olan yaratıcıya iman eder. Oğuz da böylece annesini emmeye başlar. Büyüyüp serpildiğinde ise etrafındaki nice güzel kızları, putperest oldukları için kabul etmez. Fazla güzel olmayan amcasının en küçük kızı ile putperest olmadığı için evlenir. Bundan erkek evlatları olur.

    Aradan uzun yıllar geçer. Türk Töresini çiğneyen babasıyla çatışır ve obayı terkeder. Bir süre sonra aralarında bir savaş çıkar. Bu savaşta babası hayatını kaybeder. (2)Devletin başına Oğuz geçer. Oğuz Kağan'ın bu haliyle bir peygamberin rahle-i tedrisinde bulunmuş olduğu tahmin edilmektedir. Bu nedenle bir çok islami kaynakta ismi anıldığında Rahmetullahi aleyh / Allah'ın rahmeti üzerine olsun diye dua edilir.(3)

    Oğuz Han'ın bir başka özelliği de Büyük Okyanus'tan Akdeniz'e kadar muazzam bir bölgeye hakim olmasıdır. O zaman dünyasının neredeyse dörtte üçünü kontrol altına almış olmasıdır. Bu özelliğinden dolayı Oğuz'un, Kur'an-ı Kerim'de ismi geçen Zülkarneyn aleyhisselam olduğu dahi ileri sürülmüştür.

    ZÜLKARNEYN SEDDİ
    Kur'ân-ı Kerîm'de ismi geçen Zülkarneyn aleyhisselam, dünyaya hakim olmuş birkaç kişiden birisidir. Yaptığı seferlerden birinde güneşin doğduğu en uzak yere kadar gider. Burada mayası temiz, mazlum bir toplulukla karşılaşır. Bunlar komşuları olan Ye'cuc ve Me'cuc isimli toplulukların zulümlerinden şikayet ederler. Hazreti Zülkarneyn, zalim topluluk ile bunların arasına büyükçe bir set kurarak şerlerinden korunmalarını sağlar. Kaynaklarda mayası temiz bu topluluğun Türk milleti olduğu yazılıdır. Hazreti Zülkarneyn, İbrahim aleyhisselamla aynı yıllarda yaşamışlardır. Çıktığı seferlerden birinde Hazreti İbrahim'le görüşmüş ve bu sırada yaşı hayli ilerlemiş olan bu kutlu peygamberin hayır dualarını almıştır.

    KANTURAOĞULLARI
    Efendimiz bazı hadisi şeriflerinde Kanturaoğullarının bu ümmetin idaresini uzun süre ellerinde tutacaklarından bahsetmektedirler. Hadis-i Şerif otoriteleri, bundan kastın Türkler olduğuna hemfikirdirler. Kaynaklar tarandığında Kantura'nın, Hazreti İbrahim'in hanımlarından birinin adı olduğu görülür. İbrahim aleyhisselamın bilinen üç hanımı vardır. Sare, Hacer ve Kantura... Bunlardan Sare Hazreti İshak'ın, Hacer Hazreti İsmail'in, Kantura da ismi henüz tesbit edilemeyen birkaç erkek evladın annesidir.

    Hazreti İbrahim'in Hacer'den doğan oğlu İsmail aleyhisselamdır. Allahü tealanın verdiği emir üzerine Hazreti İbrahim tarafından bugünkü Kabe'nin hemen yanıbaşına bırakılan İsmail aleyhisselam, yerli toplumlardan olan Cürhümilerden bir kızla evlenmiş ve bunun soyundan gelenler giderek büyük bir güç olmuşlardır ki, zamanla Nabtiler (MÖ IV-MS.II. yy), Palmirana/Tedmur (MÖ.3.000-MS.275) gibi dönemlerinin güçlü devletlerini kurmuşlardır.

    Hazreti İbrahim'in ikinci oğlu İshak'tan olan torunu Hazreti Yakub'un 12 oğlunun soyundan gelenlere İsrailoğulları adı verilir. Yakub aleyhisselamın diğer ismi İsrail olduğu için bu isimle anılmışlardır. Bunlar Musa aleyhisselamın Mısır'dan çıkarmasından sonra Filistin'de İsrail ve Yahuda devletini kurmuşlar, Hazreti Süleyman döneminde de Yemen'deki Sebe devletini yeniden organize etmişlerdir. (M.Ö. 900 senesi) Bundan sonra bir daha toparlanamamışlardır.

    Hazreti İbrahim'in Kantura isimli üçüncü hanımından da birkaç erkek evladı olmuştur. Bunları Vahdaniyeti tebliğ etmek için Horasan'a göndermek istediğinde çocukları ağlaşırlar ve "Kardeşimiz İshak'ı kendi yanında bırakıyorsun, İsmail'i de kutlu bölge / Mekke'de bıraktın. Bizi neden çok uzaklara gönderiyorsun?" derler. Hazreti İbrahim de onlara gitmeleri gerektiğini izah ederek; "Kuraklığı çok olan bir beldeye gideceksiniz. Size öğreteceğim şu duayı sıkışınca okursanız inşallah yağmur yağacaktır" diyerek bir dua öğretir. Çocuklar Horasan'a yerleştikten uzun bir süre sonra büyük bir kuraklık yaşanır. Çaresiz kalan halk, bunlara başvurunca öğrendikleri dua sebebiyle yağmurun yağmasına sebep olurlar. Bunun üzerine insanlar, bu iş ancak hanların işidir diyerek bu çocukların ve soyundan gelenleri han kabul ederler. Öyle ki, kanlarının yere düşmesini bile bir felaket olarak gördüklerinden hiç ilişmezler. Bu adet daha sonra han sülalesinden idam edilmesi gerekenlerin kılıçla değil yay kirişi ile boğmak usülünün doğmasına neden olur. (Bu adet Göktürk devlet geleneğini takip eden Selçuklu ve Osmanlıda da aynen devam etmiştir.) Kaynaklarda buna benzer bir başka olaya rastlıyoruz. Eski Türklerin elinde Yada Taşı denilen bir taş vardır. Bunun aracılığı ile yağmurun yağdırıldığından bahsedilir. Yerli yabancı gezginler, bunu bizzat gördüklerini naklederler. Bu taş yüzünden sık sık boylar arasında çatışmalar çıkmıştır. (4)

    Orkun kitabelerinde güç zamanlarda Yaratıcı'nın, Semavi kaynaklı bir kahraman göndererek Türklerin imdadına yetiştiği kayıtlıdır. Kitabelerde; "Ben Tanrı'dan olma......" gibi ifadeler geçmektedir. Bu, Hakan'ın ancak Allah'ın tasvib ve desteği ile hakan olabileceğini gösterir. Yine eski kaynaklar, ancak Tanrı tarafından kut verilmiş kişilerin hakan olabileceği de kayıtlıdır. Nitekim Hun Hakan'ı Mete'nin Tanrı'dan kut alarak Hakan olduğu kayıtlıdır.

    Hazreti İbrahim'in bu çocukları Horasan'a göndermesinin sebebini annelerinin Orta Asya kökenli olmasında aramak lazımdır. Hazreti İbrahim'in ve Sevgili Peygamberimizin hayatları incelendiğinde, birisini bir bölge veya topluluğa gönderdiklerinde o kişinin o bölgeden veya topluluktan olmasını dikkate alırlardı. Zira gidilen yerde hazır bir ortam bulunmuş olacaklardır.

    Hazreti İbrahim'in yaşadığı tarih olarak MÖ 2000'li yıllar gösterilmektedir. Eğer bu doğru ise bunun hemen akabinde Türklerin millet olarak belirgin bir şekilde ortaya çıktıkları ve devlet kurdukları görülür ki; bu da MÖ 1500-1000 yılları arasıdır. Bu tarihler dünya tarihinin kavşak noktalarından birisidir. Bu yıllardan itibaren eski milletler sahneden çekilip birer birer erirken üç ana koldan gelişen üç ayrı millet dünya siyasetine yön verir olurlar. Birincisi İsrailoğullarıdır. Üçüncü kol bunlardan çok uzakta Türkistanda ağırlıklarını koymaya başlamıştır. Bunlardan İsmailoğulları ve Türklerin hayat şartları birbirlerine benziyordu. Kuraklıkların şiddetli geçmesi, birinde çöl, diğerinde bozkırların, halkların milli karakterlerini dış tehlikelerden koruması hep birbirine benzemektedir.

    TÜRK PEYGAMBERLER
    Kaşgarlı Mahmud'un Divân-ı Lüğâti't Türk'ünde; yalavaç, yalvaç gibi resul, peygamber anlamında türkçe kelimeler bulunması, Türklerin en eski devirlerinde bile peygamber kavramının bilindiğinin canlı şahitleridir. Eski Türk inancında görülen Yaratıcı inancının İslama çok yakın olmasının sebebi de peygamberlerdir. Bu inanca göre Tanrı'nın sıfatları şöyledir ki Kuranı Kerim'deki İhlas suresini hatırlatır. BİR/Tek olan, MENGÜ/sonsuz, BAYAT/Başsız, MUNGSUZ/Kendi kendine var olan (Doğmamış, doğurulmamış) ve sıkıntılardan uzak olan, DİRİ/Hayat sahibi, ERKİ/İrade sahibi, OGAN/Kudret sahibi, TÖRÜTGEN/Yaratıcı...(5)

    İşte bu noktayı araştırmış olan tarihçilerden Hüseyin Hüsamettin Efendi, Şerh-u Esmai'l Mürselin isimli kaynağa dayanarak tam 24 adet türk asıllı peygamberin ismini nakletmektedir. (6) Bu peygamberlerin ne zaman yaşadıkları, tevhid mücadeleleri, gösterdikleri mucizeler ve hangi boylarda görev yaptıkları şimdilik bilinmemektedir. Bilinen tek şey; İslam dinini tebliğ ederek Türk milletinin üzerinde kalıcı etkiler yapmaları ve bu cengaver milleti Sevgili Peygamberimizin yoluna hazırlamış olmalarıdır. Gerçekten de Türkler, İslamiyetle tanıştıktan kısa bir süre sonra toplu olarak müslüman olmuşlar ve dünya tarihinde asr-ı saadetten sonra en kaliteli çağ olan Osmanlı dönemini kurmuşlardır.

    Türkler arasında görev yapmış şanlı peygamberlerin isimleri türkçe olmakla birlikte kaynaklara arap imlası ve telaffuzuyla şu şekilde geçmiştir; "Amun, Anuh, Barah, Cosan, Düvil, Ğadat, Hamun, Hemudin, Hıcah, Hicil, Katın, Kedük, Kharkıl, Laycu, Narın, Sakun, Salah, Savıs, Takhım, Tamur, Umıd, Yahur, Yasan, Yevik..."

    Tarihi kaynaklardan derleyerek özetlediğimiz bu bilgiler, Türklerdeki vahdaniyet fikrinin kökeni konusunda bize büyük ip uçları vermektedir.

    ASRI SEADETTE TÜRKLER
    Biz asıl konumuza tekrar dönelim. Cahiliye döneminde Türkler çok yakından tanınmaktadır. Gerek Türkistan'a giden Mekke kervanları, gerekse Arabistan'a çeşitli vesilelerle gelen Türkler vasıtasıyla bilinmektedir. Ayrıca Göktürk İmparatorluğu asrı saadette Orta Asya'da son virajı almak üzeredir. Bu devlet kapalı bir kutu değil, cihan devletliğine oynayan bir güçtür. O zaman dünyasınca yakından bilinmemesi imkansızdır. Efendimizin amcası Ebu Talib, hicretten önce Efendimize zulmeden müşrikler hakkında söylediği bir şiirde Türklerden bahsetmektedir. Bu şiirinde müşriklerin, Efendimiz ve eshabının Mekke'den ta Kabil veya Türk kapılarına kadar çekilip gitmelerini istediklerini söyler.

    Cahiliye dönemine ait şiirlerde sık sık Türklerin askeri yönlerini ve kahramanlıkları işlenmiştir. Bu şairlerden bazıları; Nabiğa ez Zübyani, Hassan b. Hanzala, Evs b. Hacer, Şemmah b. Zirar vd. dir.(7) Arabistan'da, kölelerden oluşan değişik milletlere mensup oldukça kalabalık bir topluluk vardır. Bunlar arasında özellikle İran aracılığı ile gelen kölelerin kökeni araştırıldığında Eshabın arasında da Türklerin bulunduğu anlaşılır. Ancak isimler arapçalaştığı için bu tespiti zorlaştırmaktadır.

    HADİSİ ŞERİFLER
    Sevgili Peygamberimizin, Türklerle ilgili pek çok hadis-i şerif buyurdukları bilinse de bunların pek azı günümüze kadar gelmiştir. Efendimiz, gelecekle ilgili bazen genel bazen de kişisel ipuçlarını eshabına vermişlerdir. Bunlardan birisi de istikbalde Türklerle karşılaşılacağı ve onlara nasıl davranılması gerektiği konusudur. Bunlardan en bilineni, eshabın geneline buyurdukları; "Türkler size dokunmadıkça siz de onlara dokunmayın" hadisi şerifidir. Bunun yanısıra Türklerin fiziki özelliklerinden, yaşantılarından da haber vererek, eshabını istikbalde yaşanacak bir dizi hadiseye hazırlamışlardır. Bu hadis-i şeriflerin tümü, Alemlerin Efendisi'nin Türkleri çok yakından tanıdıklarını gösterir. Eshabı kiramın da Türklerin kim olduklarına dair bir soruları olmamıştır. Bu, eshabın da Türkleri yakından tanıdıklarını gösterir.

    KABİLELER
    Arabistan yarımadası son derece kozmopolit yapıya sahiptir. Hiçbir büyük devletin bu bölgeye girememesi, hür yaşamak isteyen pek çok toplumun bu bölgeye yerleşmesine neden olmuştur. Bu kabilelerden bazılarının türk veya türk kökenli olduğu tahmin edilse de henüz sağlam bir araştırma yapılmamıştır. Asr-ı Saadet'te yaşayan kabilelerden Tayy, Muharib (veya Harboğulları) ve Eslem gibi kabileler, bölgedeki diğer kabilelerden farklı özellikler taşıyorlardı. Arabistan'ın en ilginç kabilesi belki de Harboğulları kabilesidir. Kaynaklarda bu kabile dilleri anlaşılmaz,(8) son derece korkusuz ve savaşçı bir topluluk olarak anılırlardı. Yağmacılıkları ile meşhurdular. Yaşadıkları bölgenin tamamen hakimiydiler. Kuzeydoğu Arabistan'da yaşamaktadırlar. Asrı saadette müslüman oldukları andan itibaren pamuk gibi olmuşlardır. Hayır ve hasenatta yarışan, bölgelerinden geçen ticaret kervanlarını gözleri gibi koruyan bir topluluk olup çıkmışlardır. Bunların soyundan gelen günümüz Mısırlı araştırmacı Muhammed Harb, Harboğullarına mensup olanların isimlerinde türkçe kökenli kelimeler bulunduğuna işaret etmiştir. Biraz sonra bahsedeceğimiz gibi Dicle bölgesinde yaşayan türk boyları Bedr Hazırlıkları sırasında Efendimize elçi göndermişlerdi. Bunlar büyük ihtimalle Harboğullarıyla bağlantılı boylardı.

    KİŞİLER
    Asrı seadetteki şahıs isimleri arapça veya başka dilden geçse de arapçalaşmıştır. Şahıs isimlerinin kökeni hakkında henüz bir teknik çalışma da yapılmamıştır. Bu nedenle isimlerin hangisinin türkçeden geçtiğini bilemiyoruz. Ancak Eshab-ı kiramın hayat hikayelerini incelediğimizde ilginç sonuçlar elde edebiliyoruz. Mesela Salim, Büreyde b. Husayb, Ebu Bekre radıyallahu anhum gibi pek çok sahabenin hayatı önemli ip uçları vermektedir.

    TÜRK ATI / KUTAF
    Şahıs ve kabilelerin dışında Asrı Saadete ait bazı hatıralarda da türk izlerine rastlamak mümkündür. Mekke veya Medine'de bir gece çok şiddetli bir gürültü duyulur. Şehir halkı ne olup bittiğini anlamak için evlerinden fırladıklarında, Sevgili Peygamberimizi sesin geldiği istikametten gelirken görürler. Efendimiz, sesi duyduğu anda en yakındaki ata binerek hızla olay yerine gitmişler, önemli bir şey olmadığını görünce geri dönmüşlerdir. Kullandıkları at, eshabı kiramdan Ebu Talha'nın Kutaf cinsi atıdır. Bütün özellikleriyle (kısa bacaklı, çevik dönüşler yapabilen olması vb.) bir türk atıdır. Efendimiz bu ata dua buyurarak; "Deniz gibi..." buyurmuşlardır. Kutaf cinsi atlara bu nedenle, Bahr / Deniz adı verilmiştir.

    KUBBETU'T TÜRKİ / TÜRK ÇADIRI
    Şimdi gelelim Türk tarihinin en önemli noktalarından birine... Abdullah b. Mes'ud ve Abdullah b. Abbas, Efendimizin Bedr Savaşı'nda girdikleri yuvarlak bir çadırdan bahsetmektedir.(9) Yine 627'de Hendek Savaşı hazırlıkları yapılırken Efendimiz, kendisi için kurulan bir çadıra yerleşmişler