« Önceki |

31/1/2010

Özbenliğimden Mesaj

sen işe koyulunca

herkesde yol açar sana

sen niyetini belli etmelisin

tokmağı eline alırsan birkere

dövmeye başlarsan eti iyicene

o zaman bakarlar ki bu yolda

işini koymuş tavına

o zaman yol verelim

çok ağır olan hamuduna

erenler

bizde bu yollarda ağır işçi değil miyiz

dünyaları sırtlayan develer değil miyiz

biz yol alırız yolumuz uzun

daha var çok dağıtacağımız sabun

lazımdır kaynayan ateşe atılacak odun

ki arınsınlar

hanidir ya sabun deyip bir arınsınlar

arınmaktır herşeyin başı

hani nerededir bu dervişin sabrı

kendine ulaşamamıştır nerede karılacaktır

kendine ne zaman ulaşacaktır

elerini kora ne zaman uzatacaktır

kendine ne zaman varacaktır

hacı bayramı veliye ne an da varacaktır

çok iş var yapılacak

çok iş var yola koyulacak

nedir dileğin daha yavrucak

daha ne kaldı içinde yoğuracak

sen hele  koyul yola çilekeş deve

vardır elbet senin hamudundan da birşeyler alacak

kimseden birşey bekleme

benim elimden bile

sadece kendi bildiğini belle

elerini uzat ileri şöyle iyice

yorgunluk olmaz bizde

bizim gibi gönülde

sende bizdensin

derslerimizi derensin

sen de an gelecek çokça döküleceksin

bize neler neler söyleyeceksin

ama önce bir kendine varman lazım

ellerini bir sıvaman lazım

bahtı kerimsin

kerim gibi davranman lazım

yoksa gösterirler boyunu

boyun kadar konuş derler

getirirler suyunu

ne ziyalar saklı içinde bilr misin sen

onlar da benim

bende onlar

biz var burda sadece

biziz

alemleri yaratanlar

sende anlayacaksın haliyle

vakti gelince

ait olduğun bizi

bende biz, bizde ben olmayı

hakettiğini hak ile almayı

kendini bil

kendini gör

güzelik sensin

yaradan ışığı sensin

herşeyi yaratacak olan da sensin

sadece kendinin farkına var

ceza yada ödül olmasın düşündüğün

çıkar yada mükafat da değil

bu sensin

senin özbenliğin

senin maceran


 

31/1/2010

Metatron Mesaj 2

ey yolcu

yollara gönül veren

yollardan dilediğini deren

yolları sade bu yol bilen

bilmezsin yol sade gönlüne çıkandır

yol da sensin yolcu da

sana zülfikar payesini veren biziz biz sade veririz

ama almayı da biliriz

biz gönülleri bileniz dereniz

biz seni senden iyi bileniz

biz hangi hatıraların gölgesinden geçtiğini de bileniz

biz geçtiğin gölgelerin gözyaşlarının sana neler bıraktığını da biliriz

hangi hayatlardan geçtiğini yanlızlığın pençesinde neler geçirdiğini de bilriz

güven

bize güven

kendine güven

sadece güven

hayata güven

arkadaşlarına güven yarınlara güven köşenden çık

biz seni hazırlamaktayız

biz seni yola koyanız

ama sen kaçansın

sen geçmişin gölgesinden kaçansın

eğer istersen bu oyun burada kalsın

kalp kıransın

sonra ardından bakansın

sen her seferinde kendi kalbini yuhalıyansın

sen yastığına gömülüp ağlayansın

sen boş yere düz duvara tırmanansın

sana paye verildi

paye hakedenedir

paye denemek içindir

istemezsek alırız

biz deneriz

sende kendini denersin

sen kendini yola getirensin

sen kendini yerden yere atan

sen uykusuz geçen gecenin sabahında tanrıya yalvaran

sen nerdesin senin sevgilin nerde

sevgilin senin kalbinde korkma yürü artık

zaman gelmekte

zaman geçmekte

zaman senin için bir daha geri gelmemekte

zaman senin içinde

sen kendini yerden yere atan

hararetin kendinde olan

yaptığın senin ettiğin

bizden bişey yok

bizde hiçbişey yok

sana yol açtık yolunda yürü

yolunda yürü yürü yürü yürüyebildiğin kadar yürü

kavşakları sana haber veren biziz

biz elindekini almayı da biliriz

elindekilere eğdirip baktırmayı da bileniz

biz kendini sana baktırmayı da biliriz

yükün ağır, sana yoldaş verdik

istemezsen onu da almayı biliriz

istediklerin önünde olanlar

isteyeceklerin olacak

isteyeceklerin olacak

isteyeceklerini önünde bulacaksın

ama istemeyi bilmez isen

herşey geri kendinden olacak

böyle biline
 

31/1/2010

Metatron Mesaj 1

ey ruhların efendisi

göklerin şahini sesi

düz duvara çıkma üstadı

nefesin nefsine senin

aliler sana yürüsün

herkes kendine hakim olsun

duygular sel olup aksın

şiirler sana dökülsün

dökülenleri toplayacak olan

 

petekleri toplaman gerek

bilgiyi depolaman gerek

sevenleri ayırmak gerek

kader kaderi olmayınca

nefesin daraldığında

dön yine yaradana

yaradan heryerdeki

nefesi senin ensendeki

gafiller bilmez

hayır ne anlamaz

hayırlar sana gelsin

yolun her daim kaim olsun

şiir değil bu yazdığım

 

Tuğcan:
kim konuşuyor

 

efendilerin efendisi

dön önce bir kendine bak

metatron senin efendin

Tuğcan:
selam sana metatron

 

selam sana olsun yolcu

yolların kaim olsun

cebrailin  selamı sana olsun

sen yoluna devam et

engeller çıksada sana bir bir

sensin onları aşmayı bilecek

 

Tuğcan:
ne yapmalıyım yoluma devam etmek için

 

gönlünü açmalısın

kederlerini bırakmalısın

izinden yürüdüğüne dikkat et

sen onun efendisi olacaksın

kalbin çok temiz

damarlarında hep akar hep biz şeniz

şenliktir bir yarayı kapayan

şenlik senin dertlerine derman olan

şenlik ateşleride yanacak inan

ama önce derlenip toplanmak lazım

yol nereye gider  bir bakmak lazım

lucifer diyenler bir kendine baksın

bilirler mi kim kim dir

bilgi size kimden gelir

bilgicikler yaranı

önünüzdekini iyi okuyun

okuyun yazdıklarınızı bir iyi belleyin

meleklerin tarihine bir bakın

bildiğini bi daha sorun

biz sizin bilmediklerinizi de biliriz

görmediklerini gören gözlerimiz var bizim

bizim şahadet ettiklerimiz

üstüne vazife olanlar alınmasın

 

Tuğcan:
bana vereceğiniz kişisel bir mesaj var mı

 

mesajlar zaten sanadır

 

Tuğcan:
bu dünyadaki amacım nedir

 

sen bul sen öğren

senin için bir derya

sen kendini bilirsin

sen arzularını bilirsin

sana kendini sen söyler ancak

kimsenin senden sana söylemesine izin verme

izinden yürüdüğüne dikkat et

gönlün pek temizdir

ama bilirsin

beyaz çabuk kirlenir

kendini kirlettirme

yolun aydınlık olsun

mesajım senin üzerine olsun

kutlu yolcu yoluna devam et

ama ışıklara dikkat ederek

her yol rabbine çıkar

ama bazısı uzun sürer

bizim vaktimiz yok

bize sen gereksin

bize senin gibiler gerek

kalbindeki şüpheyi ölç biç tart

muhafız

nedir görevin, iyi bak

sana kılıcını boşa vermedik

korunanları koruyasın istedik

senin kılıcın kutlu olan

sana kutluların kılıcını verdik

koruyup iyi saklayasın

vaktinden önce çıkarmayasın

 

ey ejderlerin efendisi

bilgilerin bilgesi kahin kişi

zaman o zaman

zaman, kendini bilme zamanı

zaman kendindekileri görme zamanı

zaman uğursuzları defetme zamanı

zaman bu zaman

zaman kutlu zaman

kurban olsun sana seni yaradan

ben metatron ışığın efendisi

kuşkular elbet olacak

ama sensin onlara başkaldıracak


Tuğcan:
kılıcım nerde benim

 

zülfikar elinde olsun yolcu

kutluların kılıcı elinde olsun

kılıç kılıç dedikleri

herkesin kılıcı kendinde

kendi yüreğinde

yüreğin ne

kılıcın o

yüreğin elverdiğinde çek kılıcını


Tuğcan:
zülfikar elinde olsun derken?


zülfikar bi paye

verilir hakedene

sen hakettin

verildi ellerine

verildi gönül gözüne

 

19/11/2009

Kimsin Sen?


Ey yolcu
Yolun nere senin
Nerelerde gezersin
Dönüp dolanıp yine bana dönersin
Benden ayrı mı sandın kendini
Bende harmanlandın da buldun kendini

Bulandın, bunaldın ama beni bulamadın
Ama yoktur kaygı
Vardır daha vakti
Üzülme sen olanlara
Teslim etme varlığını hemencecik onlara
Onlar ki seni üzerler
Üzmeseler olmaz!
Yanmak kolay mı sandın?

Yol uzun
Yol derin
Yol çetrefilli
Ama yol da sensin yolcuda
Yollarda duraksama
Her kara kaşlıya da aldanıp kanma

Unutma her yol O'na çıkar
O'ndan gayrısı yoktur çünkü.
Biz O'nda döndük dolaştık
Yandık da yandık
Bu oyunları biz çok oynadık
Kimsin sen?
Hangi yollardan geçtin sen
Neler neler ettin sen
En derin en karanlık yollarda
Işığın oldum ben
Beni senden ayrı görme
Sevgini kimseden esirgeme
Sevgimizle...

19/11/2009

Konsantrasyon ve Meditasyon Arasındaki İlişki


Konsantrasyon; her hangi bir konu ya da durum için derin düşünme halidir. Eğer sizi üzen bir durum üzerinde konsantre halindeyseniz stres denilen bir durum cerayan edecektir. Enerji farkındalığı izlediğinden; yoğun bir şekilde üzüntü içersinde olduğumuzda ve bu konu üzerinde kafa yorduğumuzda beynimizde müthiş bir enerji yoğunluğu meydana gelir. Bu durum beynimizdeki yenilenmeyen hücrelerinin ölmesine neden olacaktır. Otamatik savunma sistemimiz bedenimizin herhangi bir yerinde bir ağrı meydana getirerek, böylece hücrelerimizi korumaya almış olur. Bu; olumsuz düşünceler üzerinde, konsantrasyon durumunda gerçekleşen bir dizi olaydır. Bir de olumlu düşünceler içersinde olduğumuz konsantrasyon hali vardır. Bunun yararı derin düşünme gerçekleştiğinden icadlar yapma ya da olayları başka açılardan görmemizi sağlayabilir. Olumsuz tarafı ise bir tür hipnoz hali içinde olur ve çevremize duyarsız kalırız. Ayrıca Konsantre olduğumuz durumlar meditasyon hali içinde olmamızı engeller. Çünkü; meditasyon hiç bir şey yapmadan, hiç bir şey düşünmeden sessiz kalma halidir. Ancak konsantrasyon, düşünme halidir. Zihin hiç susmaz ve yeni fikirler üretip durur ve bu yüzden o durum dışında başka her hangi bir şey için tepkisiz ve duyarsız kalırız. Kendi duygularımızın farkında bile olamayabiliriz. Ki bu durum bir tür hipnoz halidir; kendini kaybetme, ne yaptığını fark edememe hali.

Konsantrasyon; tek bir şeye odaklanmak ve bu yüzden çevremize duyarsız kalma hali iken, meditasyon aksine çevremize ve olan her duruma açık olma, farkında olma halidir.

Meditasyonun, konsantre olmakla hiç bir ilgisi yoktur. O sadece sessiz kalma hali ve o hal içinde kendi iç yoluna yapılan bir seyahattir. Zihnin bunda hiç bir etkisi olmamalıdır. Bu da bir tür uyku hali gibidir. Çünkü beden bu durumdayken kendini uyku moduna alır ve her iç organımız minumum düzeyde çalışır. Meditasyon yapmak için gerekli olan şey; sessizlik, gevşeklik ve kendini bırakmaktır. Akışa uyma hali; olan hiç bir şeye tepki vermeme halidir.

Meditasyon sırasında asla konsantre olmaya çalışmayın. Sadece izin verin ve enerji aksın.

 

Saygılarımla...

19/11/2009

Kadınlar ve Erkekler


Kadınlar ve Erkekler hakında ''Kadınlar Venüs'den Erkekler Mars'dan'' gibi bir çok kitap yazılmıştır. Sigmund Freud sırf kadınları anlamak için 30 yıl çalışmıştır. Osho bu konuyla ilgili olarak erkekler güneş enerjisini, kadınların ise ay enerjisini kullandıklarını söylemiştir. Evet gerçekten de kadınlar ve erkekler tamamen birbirlerinden zıttırlar. Sadece beden olarak değil aynı zaman da düşünce ve duygusal tepkiler olarak da farklılıklar görülmektedir. Bunun sebepleri bazılarına göre kadınların sağ beyin yarım kürelerini kullanmalarından dolayı daha sezgisel olduğunu, erkelerin ise sol beyin yarım küresini kullandığından daha mantıkcı ve zihinsel olduklarını söylemişlerdir. Belki de bu yüzden kadınlar ve erkekler bir türlü karşı tarafı anlayamamıştır. Erkekler basittir, ne diyorlarsa odur. Kadınlar ise daha karmaşık düşünürler. Bir şey söylediklerinde aslında başka şey söylemektedirler. Bu yüzden erkeklerinde kendileri gibi konuştuklarını ve sözlerinin altında başka sözler duymaya çalışırlar. Erkekler daha mantıkcıdir ve geleceği daha fazla düşünür; siyaset ve bilimle daha ilgilidir. Kadın ise günlük olaylarla alakadar olur. Onlar güzel görünme ve beğenilmek için çabalar ve o hal içinde olmak için düşünürler. Onlar anda yaşar.

Kadın ve erkekler aslında bir madalyonun iki yüzü gibidir. bir arada olduklarında bir bütün olurlar. Belki geçmişin avatarları bu yüzden cinsel birliktelik için makro birlik demişlerdir. Bu birliktelik hali İsrail'i bayrağı, Davutun yıldızında da gizlidir. İç içe geçmiş iki üçgen vardır. Eskiden kadınlar kase olarak simgelenmiş yani ters üçgen olarak. Erkekler ise bıçak olarak simgelenmiş düz üçgendir. Ve bıçak ve kase bir araya geldiğinde davudun yıldızı meydana gelir ki bu da birliğin simgesidr. Ünlü hintli filozof Osho, israil için ilginç bir bilgi vermektedir. o aslında 3 hecelidir ona göre. is-ra-el. is, isisin enerjisi olan ay enerjisini yani kadın enerjisini, Ra ise güneş enerjisini yani erkek enerjisini simgelemektedir. El ise yaratıcı Elohimden gelmektedir. Ya da el-ilah daki eli simgelmektedir. Ve Osho'ya göre İsrail tao'dur. Yani bir bütünü simgelemktedir. Kadın ve erkek birleşmesi de bir Tao'dur.

Kadın ve erkekler tam olarak % 100 erkek ya da kadın değildir. İşte onlar kendi içlerindeki diğer kutbuyeti de dengelerse işte o zaman tam olarak bir Tao hali içinde olurlar. Çünkü kendilerindeki erkek ve kadın enerjiyi dengelemişlerdir. İşte kendilerinde bunu dengelemeyi başaramayanlar bu dengeyi karşı cinsle olan birlikteliklerinden sağlamak amacıyla diğer cinse çekilirler.

Saygılarımla

1/8/2009

Öğrenmede öğretmen ve öğrencinin rolü

En iyi öğretmen çok şey bilen değil; bildiklerini karşısındakine en iyi şekilde aktarabilendir. Ancak bu bile öğrenmenin gerçekleşmesinde tek başına yeterli değildir. Çünkü Mevlana’nın da dediği gibi: ‘ne kadar bilirsek bilelim, anlatabildiklerimiz karşımızdakinin anlayabileceği kadardır.’

Öğretmenin görevi sadece bilgi vermek değildir. Öğretmen öncelikle öğrencinin merakını uyandırmalı sonra da öğrencinin bilgiyi algılayabilmesini sağlamalıdır. Bunun için de öğrenmeye teşvik edilmelidir. Gerekirse de psikolojik destek verilmeli; olumlamalarda bulunarak kişinin kendisine olan güveni sağlamlaştırılmalı ve başarma azmi arttırılmalıdır. Ancak tüm bunlara rağmen, başarıya ulaşmak öğrencinin çalışma performansına bağlıdır.

Unutmamalıdır ki; öğrenci hazır olmadan öğrenme gerçekleşemez. Eğer öğrenci dersi sadece geçmek için alıyorsa, bilgi kendisinde kalıcı olmaz ve kısa süre sonra da unutulur.

Öğrenmede amaç merak duygusunu tatmin etmek olmalıdır. İşte o zaman bilgiler idrak edilir ve böylece öğrenme gerçekleşmiş olur.

2/7/2009

Yaratım Nasıl Gerçekleşiyor?

İnsan beyni, bilincin emirlerini yerine getirir. Neye inanıyor, neyi görmek istiyorsak onu gösterir, fazlasını değil. İnançlarımız ve varsayımlarımız bizim sınırlarımızı belirler. Bu yüzden yeni doğmuş bir çocuğun sınırı yoktur, çünkü; varsayımda, yargıda ve saplantıda olamaz. İnsan büyüdükce yavaş yavaş toplumun inançlarını, gerçekliklerini algılar ve zamanla bu öğretilere aşına olur ve bu bilgilere göre kendi gerçeğini oluşturur.

İnsanlar, her istediği şeye bir düşünce kadar yakındır; yeterki saf bir şekilde istemesini ve gerçekleşeceğine olan inancını kaybetmesin. Yaratım işte bu şekilde gerçekleşir: düşünceyi yönlendirerek. Bir şeyi benliğimizde ya da çevremizde meydana getirmek için zihnimize kulak asmamamız gerekir. Çünkü, o bize bu istediğimiz durumların ya da şeylerin gerçekleşmesinin mümkün olmayacağını söyleyecektir. 

Düşünce yaratıcıdır. Sözler de, ifade edilmiş düşünceler olduğundan, onlarda yaratıcıdır. Bu yüzden söylediklerinize dikkat edin, çünkü, onlar gerçekleşebilir denmiştir. İnsanlar çevrelerinden sürekli olarak olumsuz ya da olumlu sözlere maruz kalırlar, bunlara telkin diyoruz. Telkin;  dışarıdan ya da sizden gelen düşünceler yoluyla gerçekleşir.  Kendinizin aciz, zavallı biri olduğunu inanıyorsanız, beyin bunu, böyle istiyor olarak değerlendirir ve bilinç altına depolar. Bilinçaltı da bunu gerçeğe dönüştürür. O yüzden her zaman olumlu düşünün ve sizin için olumsuz sözler söyleyenlere karşı sağır olun. Ancak bu şekilde istediklerinizi hayatınıza çekebilirsiniz.


Kahin1980